The O.C.

Yayıncı Kanal: FOX | Tür: Drama | Süre: 60 dk

 

Bir dünya düşünün… Toz pembe hayatlar, lüks evler, lüks arabalar, ev partileri, çılgın eğlenceler, bunların yanı sıra aşklar, ihanetler, hırslar, intikam gibi duygular. İşte tam bu tarz bir dünyanın içindeki hayatları konu edinen bir dizi tasarlamış Josh Schwartz ve “The O.C.”yi yani namı-diğer “Orange Country”i yaratmış. Orange County California’da plajlarıyla, sörfçüleriyle, hiç kar yağmayan sıcak havasıyla meşhur ve birbiriyle iyi/kötü ilişkiler içinde olan bir çoğu kaymak tabakadan insanlarla dolu ışıltılı bir şehir.

“The O.C.”, fakir bir Amerikan kenar mahallesi olan Chino’da doğup büyüyen Ryan Atwood (Benjamin McKenzie) adlı ergen bir çocuğun ağabeyiyle sıradan bir araba çalma macerasıyla başlıyor. Pek başarılı olamıyorlar ve polise yakalanıyorlar. İkisi de bu ciddi suçtan dolayı göz altına alınıyor. Ailesine bakacak olursak, Ryan’ın bu hareketinin o kadar da tuhaf olmadığını görürüyoruz; çalışmayan ve çocuklarını döven bir baba, sürekli alkol alan, kumar oynayan ve para bulmakta güçlük çeken bir anne ve başı beladan hiç kurtulmayan ağabey Trey (Logan Marshall-Green). Yetiştiği ortam suçtan uzak kalabilmek için Ryan’a fazla seçenek bırakmıyor. Ryan hapse girdikten sonra Sandy Cohen (Peter Gallagher) adlı Californiya’nın tanınmış bir avukatından davasıyla ilgilenmek üzere teklif alıyor. Ryan biraz isyankar bir karakterde olduğu için bu teklifi kabul etmiyor ve evine dönmek istiyor ancak evde kendisini bir sürpiz beklemekte. Annesi çoktan evden ayrılmış ve Ryan ile ağabeyini yalnız bırakmış. Ağabeyi Trey’in hapiste olmasından dolayı Ryan tek başına kalıyor. Bunun üzerine Sandy, Ryan’a bir kendi evlerinde yaşamayı teklif ediyor ve Ryan’ın da bunu kabul etmesiyle The O.C. efsanesi başlamış oluyor.

Böyle anlatınca çok da ilgi çekici gelmediğini kabul etmek lazım. Ama esas macera Ryan’ın Cohen’lere yerleşmesinden sonra başlıyor zaten. Ryan’ın komşunun güzel kızı Marissa’yla (Mischa Barton), Sandy’nin içine kapanık, asosyal oğlu Seth’le (Adam Brody), Seth’in platonik aşkı ve Marissa’nın en yakın arkadaşı Summer (Rachel Bilson) ile tanışmasıyla esas kadro tamamlanıyor ve bu grup ve çevresindeki isimler etrafında gelişen bir sürü yeni macera bizleri bekliyor.

O.C. kesinlikle sıradan bir gençlik dizisi değil. Çok fazla bir şey vaad ettiğini söylemek tabi ki zor bu tarz bir dizinin ama içi boş bir yapım olmadığı kesin. Oldukça başarılı kadrosuyla ve hiç sıkmayan hikayesiyle The O.C. son dönemin en beğenilen gençlik dizisi. “Dawson’s Creek” tadında arkadaşlık ilişkileri arayanların, paraltılı hayatları merak edenlerin, güzel kızlar-yakışıklı erkekler görmek isteyenlerin kaçırmaması gereken tatlı/sert bir peri masalı.