Sevdiğimiz Kadınlar: Evangeline Lilly

Eğer ABC’nin Güney Pasifik’teki adalarda çekilen macera-gizem karışımı hit dizisi LOST’un yıldızı Evangeline Lilly’i daha önceden tanımıyorduysanız bu normal. Bu yazı, Pazar okullarında (Kısmen dini eğitim veren okullar) öğretmenlik, Alberta’daki Fort Saskatchewan’da yağ değişimi ve “Ateşli Piliç” gibi filmlerin arka plan işlerini yaparak üniversite harç parasını ödeyen 26 yaşındaki Lilly’nin Esquire ile yaptığı röportajdan kısa bir bölüm. Esquire dergisi ekibi Lilly’yi Los Angeles’ta bulmuş ve otel odasında bu röportajı gerçekleştirmiş.
ESQ: Yalnızca bir aylık oyuncu seçimi hazırlığından sonra LOST’taki rolü kaptınız. Bu rol için uğraşmış oyuncular size nasıl bir nefret duyuyordur acaba?
EL: Bu konu hakkında konuşurken bile kendimi suçlu hissediyorum. Bir keresinde özgeçmişi oldukça uzun olan bir kadının yanına oturdum ve ne kadarlık bir deneme süresinden sonra kadroya girdiğimi ona söyledim. Kadının gözlerinin saçtığı alevleri görmeniz lazımdı.
ESQ: Canlandırdığınız karakter gizemli bir geçmişe sahip. Neden erkekler bu gizemli, güçlü kadının peşinde?
EL: Bence erkekler ne istediklerini bilmiyorlar, o yüzden elde etmek istedikleri şeyin aslında ne olduğunu bilmemeleri onlar için daha kolay oluyor.
ESQ: Peki sizi elde eden bir erkek ne elde etmiş olur?
EL: Göründüğüm gibi bir insan olmadığıma inanıyorum. Birçok insan beni biraz tanıdıktan sonra “Seninle ilk tanıştığımızda…” diye başlayan cümleler kuruyor. Kendimle olmaktan mutlu olduğum için beni biraz züppe bir tip sanıyorlar.
ESQ: LOST kader ve bilim arasında bir mekik dokuyor. Siz hangi taraftasınız?
EL: Ben kesinlikle spritüel (ruhsal) taraftayım. Bence hayattaki çok az şey şansa bağlı olarak gerçekleşiyor.
ESQ: Oynamakta olduğunuz dizi ana karakterlerini öldürmekten korkmuyor. Siz, sıradaki olmaktan hiç korkmuyor musunuz?
EL: Hikayeyi nereye taşımak istediklerini biliyor gibiyim, bence Kate’le henüz işleri bitmedi.
ESQ: Bu lafınızla alnınıza bir hedef tahtası çizdiğinizin farkındasınız değil mi?
EL: Farkındayım! (Güler)

ESQ: Bana söylenlere göre dizi, bir bilim adamının kazazedelere onların bir devlet araştırmanın parçaları olduğunu bildirmesiyle bitecek.
EL: Hiç sanmıyorum.
ESQ: Ne yani, internetteki bilgilerin yanlış olduğunu mu söylüyorsunuz?
EL: Böyle bir son, bizi izleyenlere büyük haksızlık olur. Hepimizin aslında öldüğü ve Araf’ta olduğumuza dair falan uydurma hikayeler, teoriler var. Böyle bir son olursa sinirden koltuğumdan kalkıp televizyona devirirdim herhalde.
ESQ: İtiraf edin, yazarlar dizinin nereye doğru gittiğini bilmiyorlar.
EL: Biliyorlar! Çok iyi hatırlıyorum, pilot bölümü çekerken, yapımcımız J.J. Abrams ambar fikrinden bahsediyordu. Bize, o zaman 6 sezonun kabaca bir haritasını çıkardıklarını söylediler.
ESQ: Sizce neden sizin karakteriniz ambardaki duşu bulan ilk kişi?
EL: (Güler) Her bölümün senaryosunu elime alışımda, “Pekâlâ, Kate’in çıplak olduğu sahne nerede?” diyorum. Bunun sebepsiz yere olmasından rahatsız oluyorum.
ESQ: Bilginiz olsun: Biz olmuyoruz.
EL: Ben oluyorum! Ama daha kötüsü de olabilirdi. Bana hiç çıplak yüzme veya adadaki altı erkekle seks yapma gibi şeyler yaptırmadılar.
ESQ: Sizi Wonder Woman olarak görebilecek miyiz?
EL: Projedeki kimseyle konuşmadım. İnsanlar bana canlandırımak istediğim bir rol olup olmadığını sordular, ben de Wonder Woman dedim çünkü küçüklüğümde benim süper kahramanım oydu.
ESQ: Herhalde Wonder Woman kıyafetleriniz de vardı?
EL: Hâlâ kısacık şortlardan var.
ESQ: Ve hâlâ onları giyip aynanın karşısında poz veriyor musunuz?
EL: Evet, kemerimle birlikte. Hayır, Wonder Woman’ı oynamak isterdim çünkü bu oldukça sağlam rol. Ancak böyle büyük ve ticari bir şeyin parçası olup olmamayla ilgili bir ikilem yaşıyorum.
ESQ: LOST’un Top–10 TV dizileri arasında olduğunun farkındasınız değil mi?
EL: Evet, bu doğru ancak insanlar etrafıma üşüşmeden hâlâ market alışverişi yapabiliyorum. Geçtiğimiz yaz Güney Afrika’daydım. İmza almak için etrafımı sardılar ve bu beni biraz ürküttü.
ESQ: Olağandışı bir Sevgililer Günü yaşadınız mı?
EL: Benim sevgilim her zaman babamdır.
ESQ: Hmm, biraz ürpertici, öyle değil mi?
EL: Biraz ürpertici, ama kendimi bildim bileli her Sevgililer Günü’nde babam elinde bir kutu çikolata ve üzerinde “Benim küçük sevgilime” yazan bir kartla eve gelirdi. Flört edecek yaşa geldiğimde, Sevgililer Günü’nün erkekleri kötü hissettirmek üzere kurgulanmış ticari bir dolap olduğunu anladım. Bu yüzden erkek arkadaşlarımı bu konuda hiç sıkmıyorum.
ESQ: Bir erkek sizi etkilemek için ne yapmalı?
EL: Benim yanımda yapmacık olmaması lazım, tamamen samimi olmalı. Benimle konuşmak istiyorsa konuşmalı, istemiyorsa konuşmamalı.
ESQ: Yani kendinize özel bir alan kalsın istiyorsunuz?
EL: “Dur biraz, beni görmek istemiyor musun?” diye yakınan erkek arkadaşlarım oldu. “Hayır, istemiyorum. Kendi kendime takılmak istiyorum. O yüzden zorlama.”
Etiketler: abc, esquire, evangeline-lilly, kate, LOST, Röportaj
« Önceki yazı | “Ghost Whisperer” Internete de Taşınıyor
Nisan Ayında Birçok Yeni Dizi Ekranlarda | Sonraki yazı »
Yorum yaz
Yorum yazabilmek için sitemize üye olmanız, eğer üyeyseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir. Sitemize üyelik ücretsizdir.




