“Prison Break” - 3×12 - Hell or High Water

11. bölümde, Scofield ve ekibini kaçış için tünelde bırakmıştık. İşte 12. bölüm, bu nefes kesen kaçış sahnesiyle başladı. Fakat, Scofield’in her zaman kendine göre kendisini sağlama alan bir planı daha vardı. Eğer bölümü izlemedinizse lütfen yazının devamını okumayınız!

Kaçışın artık zamanı gelmişti. Tünelin en ön saffalarında Lechero, T-Bag ve Bellick elektiriklerin kesilmesinden hemen sonra tünelden çıkmaya başlar. Bu sırada ise SONA’da her yer 30 saniyeliğine(!) kapkaranlık olmuştur.

Lechero, T-Bag ve Bellick tünelden çıkarlar ve tellere doğru koşturmaya başlayacakları sırada SONA’da aniden elektirikler geri gelir ve bu 3′lü yasak bölgede kapana çıkışmış bir fare gibi ortaya kalırlar.

Gözetleme kulerinden kaçakları gören gardiyanlar uyarı anonsları yaparlar fakat Lechero artık başka çaresi olmadığını düşündüğü için tellere doğru koşmaya devam eder sağ tarafından vurularak etkisiz hale getirirlir. Bu sırada ise T-Bag ve Bellick ise oldukları yerde şaşkın bir şekilde dura kalmışlardır. Ve gözleri Scofield ve diğerlerini aramaktadır.

Tünelde bütün olup biteni duyan Whistler, Mahone ve McGrady; Michael’e jenaratör’ün 30 saniye sonra devreye girmeyecek mi sorusunu sorarlar. Fakat, Michael kendilerini güvene almak için ortalama 5-10 saniyelik olan süreyi 30 saniye söylerek Lechero, T-Bag ve Bellick’ten kurtulmak ve aynı zamanda olayı başka kişilerin üzerine yönlendirerek kaçışlarını kolaylaştırmak istemiştir. Fakat, süreyi yanlış hesaplamışım deyip olayı geçiştirir.

Kaçış planında önemli bir yere sahip olan Scure ise hala daha gözaltında tutulmaktadır ve başında olan yetkiliye ne kadar yalvarsa da onu bırakmaycağını bilmektedir. Bu sırada Linc’ten telefon gelir fakat Sucre’nin özel eşyaları alındığından telefona cevap veremez.

Linc daha sonra, McGrady’nin babasına telefon ederek, kaçış sırasında kullanacakları jipin yerini söyler ve onu alacakları yere getirmesi ister. İskelede 312 no’lu yerde olacaklarını belirtir.

SONA’da, gardiyanlar tarafından yakalanan Lechero, T-Bag ve Bellick için kötü saatler başlamıştır. General, SONA’dan onların nasıl kaçtığını sorgulamaya başlar. Bellick’e yapılan ufak bir işkenceyle Bellick neyin nasıl olduğunu Generale söylerler ve onları Lechero’nun odasından çıkılan tünele götürür.

Bu sırada tünelde olan Micheal, Whistler, Mahone ve McGrady için kaçış zamanın gelmiştir. Michael tünelin kapağından dışarıda olan hareketliliğin kesildiği sırada tünelin kapağını kaldırır ve hepsi dışarıya çıkamaya başlar vede askeri araçların altlarına gizlenirler.

General ve adamları ise tünelin olduğu yere gelirler fakat tünel bomboştur. Generalin ağzından bu lafı duyan Bellick bunu kendilerinin yapmadığını her şeyin Michael’ın planladığını söyler. İçeri de ise sayım devam etmektedir. En son gelen bilgiye göre 4 kişi eksiktir. Böylelikle, kaçanların; Michael, Whistler, Mahone ve McGrady olduğu anlaşılır.

General ve adamları soluğu hemen yasak bölge diye tabir edilen yer alırlar fakat Michael ve ekibi tellerden çoktan geçerek ormanın içinde sırra kalem basmıştır.

Artık gün ağırmıştır. Ormanın içinde sahile doğru koşmaya başlamışlardır. Peşlerinde ise askeri birlikler onların izlerini takip etmektedir. Koşarken Whistler ayağı takılır,düşer ve ayağını burkar. Whistler, kendisini geride bırakması söyler fakat Michael için hayati bir değer taşıdığından dolayı ona yardım ederek kaldırır ve taşımaya başlarlar.

Linc ise Michael sahilde buluşacakları yere gelmiştir. Tam bu sırada, Michael ve ekibide sahildeki buluşma yerine ulaşırlar. Linc daha evvelden sahile bir kutu gömmüştür. Onu çıkarmak için kazmaya başlarlar ve en sonunda kutuyu oradan çıkarlar.

Kutunun içinden ise ufak dalgıç tüpleri çıkar ve bu tüplerden 5 tane vardır. Niyatinde Michael ve McGrady bunu paylaşmak zorunda kalırlar. Fakat tam bu sırada Whistler koordinatları yazdığı el kitapçağını kaçarken düştüğünü farkeder ama artık devam etmekten başka çareleri kalmamıştır.

Bu sırada, Linc’e Susan’dan telefon gelir ve Susan telefonda işlerin nasıl gittiğini sormaktadır. Kaçışın doğruluğunu öğrenmek için Whistleri telefona ister. Ve onun konuşur. Takas ise 20 dakika sonra Panama City’de olacağını söyler ve telefonu kapatır. Linc, Michael, Whistler, Mahone ve McGrady’nin okyanus maceraları başlar.

Birkaç dakika sonra Yüzbaşı ve adamları sahile ulaşırlar fakat kaçaklardan zerra kadar bir iz yoktur. Yüzbaşı okyanusun yüzeyini dürbünle bakmasına rağmen bir iz göremez. Bu sırada ise kaçaklarımız okyanusun altından yüzerek plandıkları yere doğru gitmektedirler.

En sonunda Sucre’in onları alacağı şamandıraya ulaşırlar fakat etrafta ne Sucre vardır ne de olanları alacak olan tekne. Bu durum, grup içinde endişe yaratır fakat umutlarını yitirmezler. Bu sırada Scure ise hala gözaltında tutulmaktadır ve olduğu yerden bir yere kıpırdayamamaktadır.

Bu sırada ise McGrady’nin babası jipi iskeleye getirmiştir ve onları beklemektedir daha sonra 312 no’lu yere gider fakat Sucre’nin kiraldığı tekne hala daha oradadır. İşlerin ters gittiğini anlayan Mcgrady’nin babası tekneyi alıp buluşacakları şamandıranın oraya tahmin ederek yola koyulur.

Sahilde arabalara devam etmekte olan yüzbaşı artık ümüdi sahilde ara yapmaktan kesmiştir ki tam o sırada sahilde bir kutu bulunduğu ve içinden birtakım eşyaların çıktığı haberi gelir. Böylelikle, deniz yoluyla kaçıklarını anlarlar ve olayı sahil korumaya bildirirler.

Şamandıranın etrafında bekleyen tedirgin bekleyiş başlamıştır ki tam o sırada bir tekne uzakta görülür herkes ilk başta Sucre’nin geldiği zanneder ve Sucre’ye seslenmeye başlar fakat tekneden hiçbir cevap gelmez. Daha sonra gelen teknenin sahil korumya ait olduğunu düşünmeye başlar fakat tekne yanlarına yaklaştığında gelenin McGrady’nin babası olduğunu anlarlar ve hepsi tekneye çıkarlarlar ve iskeleye doğru yolculuk başlar.

En sonunda iskeleye ulaşırlar ve jip onları beklemektedir. Üstlerini değiştirler ve Susan’ ile buluşacakları yere doğru yolculuğu koyurlar. Ve bu nokta da McGrady ve Babasına yaptıklarından dolayı teşekkür ederler ve ayrılırlar.

Yolculuk sırasında Susan’dan telefon gelir ve Susan nerde kaldıklarının sormaktadır. Fakat, Susan’ın farklı planları vardır. Susan, toplu ziayret olduğu sırada Whistler’a verdiği geri sayım cihazının içinde gizli bir verici vermiştir ve bu sayede peşlerine Susan’ın ekibinden olan 2 araba takılır, amaçları ise Whistler’ı almaktır.

Ve sıcak saatler yeniden başlar ve Linc, bir araba yol dışına çıkartarak onu etkisiz hale getirir ve diğer araba peşlerini bırakmaz. Linc de son çare olarak daha evvelden Sucre ile kiraldıkları eve doğru sürer.

Ve oraya ulaşırlar vehemen evin içine saklanırlar. Linc onlara birkaç el ateş eder ve daha sonra yine Sucre ile yaptıkları silah sesi kaydını devreye sokar.

Tam bu sırada Susan’da olay yerine gelir fakat silah sesinin gerçek olmadığını anlar ve eve doğru yönelir. Kapıyı açtığında ses kaydını görür ve dışarıdakiler bunla oyalanırken kaçaklarımız çoktan oradan başka bir araba ile ayrılmışlardır.

SONA’da her şeyi öğrenmek isteyen General, T-bag’i sorgulatırır. Tam, bu sırada ise Sucre’yi bu karmaşıklıktan dolayı salmaya karar vermişlerdir. Sucre de kendine ait eşyaları almak için sorgu odasının yemen yanında olan danışmaya gelir tam bu sırada odanın penceresinden T-Bag onu görür “her şeyi o biliyor” diyerek bütün okları Sucre’nin üzerine çeker ve Sucre yeniden tutuklanır böylikle gerçek kimliği ortaya çıkar ve sorguya alınır. Fakat, T-bag kendisini güvence altına almasını bilmiştir. Çünkü, kaçış sırasında Whistler’in düşürdüğü koordinatların içinde olduğu el kitapçığını sorguya götürüldüğü zaman şans eseri yerde hırpalandığı sırada yer görmüş ve yanına almıştır.

Linc, Michael, Whistler ve Mahone terkedilmiş bir fabrikaya gelirler.

Bu sırada Susan arar ve Linc, onun 20 dakika sonra burada olması ister.

Michael ve ekibinden ayrıldıktan sonra babasıyla birlikte Panama’ya doğru yolda olan McGrady yolda arama olduğunu görürler.

Diğer yandan Linc, Michael, Whistler ve Mahone için bekleyiş hala daha sürmektedir. En sonunda artık Mahone kendi çizgisini çizmek için ayrılacağını söyler. Tam bu sırada Linc, babalarını öldürdüğü için silahını ona doğrultur. Mahone ise böyle yapmaktan başka çaresi olmadığını söyler. Fakat, bunu fırsat bilen Whistler oradan kaçar. Linc peşinden gider ve böylikle ellerinden Mahone’u da kaçırmış olur ve final sahnemiz sonlanır.
Etiketler: 3x12, Özet, bölüm-özeti, hell-or-high-water, Prison Break, Prison-Break---3x12---Hell-or-High-Water, prison-break-3.-sezon, prison-break-sezon-3, prison.break.s03e12, recap
Kategori: Prison Break, Özet
« Önceki yazı | “Heroes”un 3. Sezonu Yeni Yayın Döneminde
Carlton Cuse: “LOST” 4. Sezon 13 Bölüm Olacak | Sonraki yazı »
Yorumlar
Yorum yaz
Yorum yazabilmek için sitemize üye olmanız, eğer üyeyseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir. Sitemize üyelik ücretsizdir.





Syodej
12 Şub 2008-17:58 |
Tek kelmeyle mühteşem bir bölümdü. 40 dakika boyunca hayattan koptum. Gereçktan izlerken çok heycanladım ve özellikle bazı sahnelerde bayağı bir üzüldüm. Sucrenin sahnesinde özellkle. Sezon finali Sucre için pek hayırlı omayacak gibi. Kaçış süperdi. T-bag yine paçayı yırttı. Kitapta onda. Hep tahmin ettiğim şeyler oldu daha önceden Lincornun hazırlağı şeylerde
ByRoN
12 Şub 2008-20:05 |
Bu bölüm gerçekten aksiyonun ve heyecanın tavan yaptığı bir bölüm oldu. 3×13 için gerçekten sabırsızlanıyorum. :D
gfbayk
13 Şub 2008-00:48 |
öncelikler dizidizi ye teşekkür ediyorum ben daha dizinin altyazısını indirirmeden buraya özeti koydu… bu bölümde sucre ye çok üzüldüm final sahneside beni üzdü… mcgrady inş. kurtulur, olaylar çok karıştı, bu bölümde sanki prison break in 1. sezon finalini izlerkenki kadar heyecanlandım, ama şuda gözümden kaçmadı ; koskoca fox tv nin yapımı olan Prison Break te çekim hataları son bölümlerde çok fazla meydana çıkmaya başladı, finalede 1 bölüm kaldı umarım böyle devam etmez ve dizi amerikada çekilmeye başlanır diyorum…
ByRoN
13 Şub 2008-12:36 |
@gfbayk
Çekim hataları hangi sahnelerde vardı? :)
sbilge
13 Şub 2008-23:07 |
saçma sapan yok artık dedirtecek bir bölüm izledim ben. bundna sonra prison break benim için bitmiştir. kalan bölümleri sezon sonunda toptan indirip izleyeceğim.
saçmalıklar mı neler. say say bitmez ki: 500 askerin arasından zırt diye kaçmalarımı, okyanusta 10 100 1000 baloncukcuk kadar yol almalarımı, oğlanın babasının okyanısta zırt diye bulmasımı, daha neler neler…
sult@na
13 Şub 2008-23:43 |
Neyse arada bole eleştiriler olacak tabi ama ben kısaca ufffff ne süperdi diyorum.Valla helal olsun senaryo süperdi ama Sucre için niye bole bi trajedi düşündüler anlayamadım.Umarım ilerki bölümlerde olaylar Sucrenin lehine gelişir.Hiç bi türlü mantık yürütemiyorum ama umarımmmm:(
abruzzi
14 Şub 2008-12:44 |
gerçekten mükkemmel bi bölümdü ama scureye çok üzüldüm
amerikalı çocuğun kaçmasına çok sevndm scofiledin yüreği elvermedi bırakmaya sonada :) 13. bölümü büyk 1 heyecanla bekliyorum
birde bu senaryoyu yazan veya yazanları tebrik etmek istiyorum süper süper süper ..
ByRoN
14 Şub 2008-15:42 |
@sbilge
Sabret hocam, finale sadece 1. bölüm kaldı. Ondan sonra 4. sezon olacak gibi. Ona saklarsın kendini artık :)
sbilge
17 Şub 2008-00:27 |
hehehe iyi yakalamışsın byron. yani süper demenizi inanın anlayamıyorum. vallahi Türk dizilerinden farkı kalmadı prison’ın. son bölümü şöyle hızlıca düşündüm başka ne saçmalıkları var diye. hemen aklıma fabrika sahneleri geldi. terk edilmiş fabrikanın yanında gıcır gıcır bir tır üstüne atlasınlar diye bekliyordu. onu bırakın adam ızsız, terk edilmiş yolda zırt diye araç ve salak bir şöför buldu ve atladı araca bastı gitti :D sonra süper kadın, eski asker vb bir şey olan dişi yaratığın, arabanın camında 3 kurşun olduğunu hemen fark edip aniden durumu çözmesi de ilginçti hani.
neyse izliyorduk, uzattılar, uzattılar, uzattılar ve benim için kopuverdi o ip birden. süper bulanlar izlemeye zevkle devam edebilirler ama sezon sonuna kadar beklicem toptan izlicem eheheheheheheh :D