Prison Break

Prison Break” oyuncuları ve yapımcıları diziyi ve yeni sezonda olabilecekleri iki hafta önce gerçekleştirilen Paley Fest’te masaya yatırdılar. Her yıl Los Angeles’ta Radio ve Televizyon Müzesi’nin düzenlediği William S. Paley Televizyon Festivali’nin bu yılki konuklarından biri de Prison Break ekibiydi. CBS’in kurucusu William S. Paley’nin adı verilen festivalde, 2 hafta boyunca her gece, tv dünyasından önemli kişiler konuk oluyor.

Paley Fest’in ilk günkü konukları, birçoğumuzun heyecanla takip ettiği Prison Break’ten Dominic Purcell (”Lincoln Burrows”), Sarah Wayne Callies (”Sara Tancredi”), Robert Knepper (”Theodore ‘T-Bag’ Bagwell”), Wade Williams (”Brad Bellick”), Rockmund Dunbar (”Benjamin Miles ‘C-Note’ Franklin”), Amaury Nolasco (”Fernando Sucre”), ve yapımcılar: Dawn Parouse, Matt Olmstead ve Paul Scheuring idi. Ne yazık ki, Wentworth Miller (”Michael Scofield”) ve William Fichtner (”Alexander Mahone”) programa katılamadılar.

Dizinin yapımcılarından Dawn Parouse, Prison Break’e başlamadan önce uzun süre bir aksiyon yapım aradığını ve aslında Grand Theft Auto (Nam-ı Diğer GTA) ile ilgilendiğini; ancak GTA’nın telif haklarının kendisinde olmamasının bir problem olduğunu söyledi. Paul Scheuring ile hazırladığı bir projeyi pazarlayamayınca, “başka birisine yardım etmek için hapishaneye giren bir adam” hakkındaki fikrini Scheuring ile paylaştı. Bu fikre hemen ısınan Scheuring, “Neden bu adamları kardeş yapmıyoruz?” dedi ve Prison Break bu soruyla doğmuş oldu.

Scheuring “Birçok ünlü yapımcı, Prison Break’in çok güçlü bir konsept olduğunu fakat film olarak yapılırsa daha iyi işler çıkaracağını söyledi. Ama Matt Olmstead “Neden zor yolu seçmiyoruz?” diyerek bu projenin bir dizi olması gerektiğini belirtti.” dedi. Ayrıca Prison Break, Steven Spielberg’in yöneteceği bir mini-dizi olarak ekranlara gelmek üzereyken, ünlü yönetmenin “War of the Worlds” projesi araya girmiş ve Prison Break’ten vazgeçmek zorunda kalmış.

Diğer büyük yapımların Prison’a olan katkılarına değinen Scheurin: “O zaman yani “Lost”un olağanüstü çıkışının ertesi günü FOX’tan aradılar ve Prison Break projesinin içinde yer almak istediklerini söylediler.” dedi.

Oyuncular, diziye nasıl katıldıklarından bahsederken Williams söz aldı ve pilot bölümde canlandıracağı karakter olan Bellick’i “aşağılık” bir tip olarak gördüğünü ve onu oynayıp oynamamakta kararsız kaldığını söyledi. Bunun üzerine menajeri Williams’ı uyararak “Ya bu rolü alırsın ya da ben seni öldürürüm.” demiş.

Prison Break

Dunbar ise seçmelere katılışının hikayesiyle izleyicileri bir hayli güldürdü. Seçmelerden çıkar çkmaz “Bu en iyi seçmemdi. Kesin başardım” demiş menajerine ancak casting ekibinden aldığı ilk cevap olumsuz olmuş. Neyse ki sonradan kadroya dahil edildiğini öğrenmiş.

Scheuring, pilot bölüm çekimlerinde Dunbar’a bayıldıklarını ama başka bir dizide (Head Cases) başrol oynadığından dolayı düzenli bir kontrat yapamadıklarını belirtti. Scheuring şakayla karışık, Dunbar’ın Head Case’teki kontratını bir an önce feshetmesini umduğunu (şaka değil gerçekten istemiş) böylece Prison Break’te oynayabileceğini söyledi. Bu arada, eğer Head Cases devam etmiş olsaydı, C-Note’u ilk birkaç bölümden sonra çıkarıp yerine yeni bir karakter eklemenin ne kadar zor olacağını da sözlerine ekledi.

Knepper, diziye başladıkları zamanlarda bir oyuncu olarak çalışmasının çok problem yaratabileceğini çünkü UCLA’nın (University of California, Los Angeles) açtığı bir kursta oyunculuk eğitimi vermesinin yanı sıra (bu işten haftada 50000$ kazandığını belirtmekte fayda var), doğaya olan sevgisinden dolayı Will Rogers State Park’ta da orman bekçiliği yapmak için başvurduğunu belirtti. Ama parktan bir cevap alamamış ve aynı dönemde Prison Break kadrosuna çağırılmış. Sonunda, Kasım ayında (dizi yayına girdikten sonra) parktan aramışlar ve “Senin için elimizde bir iş var fakat senin bu işe ihtiyacın olduğunu düşünmüyoruz.” demişler.

Prison Break

Çekimler başladığı zaman okumayı pek sevmemesinden dolayı Nolasco (Sucre), rol arkadaşları arasında adeta alay konusu olmuş ve “Bari çizgi roman al da resimlerine bakarsın.” diye kendisiyle dalga geçmişler. “Neyse” diyerek devam ediyor Nolasco “Senaryo çok etkileyiciydi. Elimden bir an bile bırakamadım.” Konuşması sırasında ağzından küfürlü bir laf kaçıran Nolasco, Callies’in hamile göbeğine dönerek “Sen sakın böyle şeyler söyleme.” diyerek özür diledi.

Konuşması sırasında ortaya çıktı ki Callies’in (”Sara Tancredi”) Prison Break’teki rolü, aslında ilk ciddi oyunculuk denemesiymiş. Callies seçmelerin olduğu gün 20th Century Fox’ta olanları asla unutamıyor. Binadan dışarı çıktığında arabasının anahtarlarını kaybettiğini farkediyor. AAA’i (emergency road service) arayan Callies’i gören yapımcılar neden hala gitmediğini merak etmişler. AAA’in dört saat sonra kendisine ulaştığını belirten Callies “Onlar ulaştığında, diziye kabul edildiğimi öğrenmiştim.” dedi.

Dominic Purcell (”Lincoln Burrows”), Prison Break seçmelerine katıldığı sırada alaycı bir tavırla “harika” bir şov diye tanımladığı North Shore’da oynamaktaymış ve Prison Break projesini duyduğu sırada da Hawai’de sörf yapıyormuş. Söylediğine göre hayatındaki ilk yumruk yumruğa kavgasını da Prison seçmelerine katılmadan önceki akşam North Shore oyuncularından biriyle yapmış.

Yapımcılardan Scheuring çekimler için harika bir hapishane (Juilet Prison) bulduklarında bahsederken, 1. sezon başladığında birçok modern araç gereçten yoksun yaşamanın ne kadar sıkıntılı olduğunu da belirtti. Alt kademelerden başlayıp yıllarca yazar/yapımcı olmak için uğraştığını söyleyen Scheuring binada çekimler için gereken hücrelerin yapılması için 300.000$ gerektiğini ve kanalın anında bu paraya onay verdiğini duyunca şok geçirdiğini sözlerine ekledi ve “Anladım ki TV’de çalışmak iyi bir şeymiş.” dedi.

Prison Break

2. sezonda kahramanlarımızın hapishaneden kaçmasından sonra çekimler Dallas’a taşındı. Scheuring, karakterlerin hapishaneden kaçmasından sonra bunun gerekli bir hamle olduğunu söylüyor. Oyuncuların Dallas’ı çok sevdiklerinden bahseden Scheuring, tek sıkıntılarının aşırı sıcakta çalışmaları olduğunu sözlerine ekledi. Hatta Knepper’a göre hava sıcaklığı 50 dereceymiş. Bu arada lafa giren Callies şakayla karışık “Biz orada o sıcakta çalıştık ama ben yapımcıları Dallas’ta hiç göremedim.” diyerek Scheuring’e takıldı.

Prison Break, içinde o kadar çok inişler ve çıkışlar barındırıyor ve o kadar çok karakter ölüyor ki; Scheuring bu durumu şöyle açıklıyor: “Senaryonun dallanıp gelişmesi benim için çok önemliydi. Çünkü ben inanıyorum ki dokunulmaz olarak görülen kahramanların canlarının tehlikeye atılması ve artan şiddet, izleyiciler için adrenalini artırıyor ve Lincoln ve Michael için oldukça endişelenmelerine yol açıyor.”

Callies şiddeti ve kavgaları sahneye koymanın ,onları ne kadar çok işin altına soktuğunu belirtti. Tam bu sırada bir kahkaha duyuldu ve Callies, Knepper’a dönerek ” Ayrıca senin yaptığın işleri sahnelemek.” diye Knepper’a takıldı. Knepper gülümseyerek “Özellikle 2. sezonda sanki her bölüm birilerini öldürüyormuşum gibi görüyonüyor.” dedi ve şöyle devam etti: “T-Bag insanları öldürüyor çünkü hayatta kalmak istiyor.” Bu durumun Prison Break’in değerini arttırdığını belirten Knepper “Canilerin keşfedilmemiş yönlerini ekranlara getiriyoruz.” dedi. Purcell de, Knepper’ın oynadığı karakteri çok sevdiğini söyledi ve hedefleri olan, hatasız, gerçek bir drama ortaya koyan Prison Break’i ne kadar takdir ettiğini ifade etti.

Prison Break

Scheuring, T-Bag’in arkaplan karakteri olarak göründüğü bir hapishane isyanı sahnesini hatırlatarak, Knepper’ın karakterinin en başından beri ne kadar önemli olduğunun altını çizdi. Bu sırada Knepper Scheuring’in yanından yürüyüp geçti, ağzını açtı ve tıpkı oynadığı karakterin yapacağı bir dokunuşla ağzındaki jileti ona gösterdi.

Olmstead, yazarların birbirleriyle ne kadar yakın ilişki içinde çalıştığını ifade etti ve yapım bir dizi olduğu için daha fazla bir arada vakit geçirdiklerini söyledi. Karşılaştıracak olursak NYPD Blue yapımında bir yazar odasının bile olmadığını söyledi. Nolasco yazarları övdü ve şöyle dedi: “Bunu söylememin nedeni ,sadece benim karakterimi öldürmemiş olmalarından değil; bizlere yaşattıkları heyecandan dolayı. Çünkü senaryo bir rollercoaster gibi inişli çıkışlı ve her bir sayfayı çevirirken [burda da ölmedim] diyorum kendi kendime.”

Purcell bir başka dizide oynarken kendisini yazarlar tarafından “kelepçelenmiş” gibi hissetiğini belirtti. Prison Break’te ise işbirliğinin ön plana çıktığını söyleyen Purcell lafını şöyle bitirdi: “Yazarların bize verdiği özgürlük şaşırtıcı ve bu yapımı başarılı bir drama haline getiren de bu.”

Scheuring 3. sezon hakkında bir şey açıklamaktan kaçındı ancak 2. sezonun son birkaç bölümünü izleyerek ileriki bölümlerde neler olabileceği hakkında bir fikir sahibi olunabileceğini söyledi. Diziyi ilk yazdıklarında toplam 2 sezonda (44 bölümde) bittiğini itiraf eden Scheuring, Prison Break’in yakaladığı başarının kendisini şaşırttığını da sözlerine ekledi. Scheuring orjinal hikayenin 44 bölümde bittiğini söylese de İlk 44 bölümde hikayeden sapmadıklarını söyleyerek 3. sezon için bir zemin hazırladı.

Prison Break

Daha fazla detay öğrenmek için sıkıştırıldığında Scheuring “Bir kurtarılma sahnesi yaşanabilir.” dedi. 3. sezonun, 2.sezondan çok daha fazla şiddet içereceğini söyleyen Scheuring “Ekranda gördüğünüz herkes orada olmayacak.” diye yorumunu ekledi. Ancak söylediğinin şaka mı ciddi mi olduğunu anlamak zordu. Çünkü bunun hemen ardından ” Ben de bunu ilk defa duydum çocuklar.” dedi.

Scheuring 3. sezonun Dallasta çekilmeye devam edileceğini belirtti fakat Florida ve Lousiana’da bazı çekimlerin olabileceğini de ekledi ve “Gelip oradan takip edebilirsiniz.” diyerek sözlerini bitirdi.

*Habere katkılarından dolayı Bitter’e teşekkürler.

Kaynak: IGN TV