“LOST” Kadrosu Neler Olacağını Konuşuyor…

Üç haftaya yakın bir süredir devam eden TCA (Television Critics Association – Televizyon Eleştirmenleri Derneği) kış basın turu, neredeyse bütün büyük kanalların sunum ve panel yaparak ileride yayınlanacak olan programları, yeni ve devam etmekte olan dizileri hakkında konuştukları büyük bir organizasyon.
Geçtiğimiz haftasonu, TCA basın turunun merakla beklenen etabı geldi ve “Lost” dizisinin oyuncu ve yapımcıları konuk oldular. Panel, Henry Ian Cusick (Desmond), Emilie De Ravin (Claire), Michael Emerson (Ben), Matthew Fox (Jack), Jorge Garcia (Hurley), Josh Holloway (Sawyer), Daniel Dae Kim (Jin), Yunjin Kim (Sun), Evangeline Lilly (Kate), Elizabeth Mitchell (Juliet), Dominic Monaghan (Charlie) ve yapımcılar Damon Lindelof, Jack Bender ve Carlton Cuse’u ağırladı. Terry O’Quinn (Locke) ve Naveen Andrews (Sayid) dizinin çekimleri nedeniyle panele katılamadılar, buna rağmen yapımcılar, bu oyuncu takımının Hawaii’den Los Angeles’a getirilebilen en büyük takım olduğunu, bu grubun bir arada zor bulunabileceğini belirttiler.
Son birkaç aydır hit dizi hakkında söylentilerin başladığı artık bir sır değil, ancak hâlâ belli bir kitlenin diziye ilgisinin devam etmesine rağmen, dizinin bazı fanatikleri ve eleştirmenler dizinin hikâyesindeki bazı noktalardan ötürü mutsuzlar. Muhtemelen Lost’un hikâyesi hakkında pek çok analiz yapıldığı için, yazarlar/yapımcılar kendilerini, oyunculardan daha fazla soruyu cevaplarken buldular.
İlk soru gayet hoş bir soruydu, şayet bir gazeteci Jack’in Ötekiler’e neden “o kadar saçma sorular sorduğu”nu merak etti. Lindelof, “Yazarlar olarak, dizideki karakterlerin sordukları sorular her zaman biraz meyilli. Biz kendimizi, ‘Biz de daha iyi sorular sormalıyız’ derken buluyoruz. Ne yazık ki, eğer Jack bizim istediğimiz soruları soracak olsaydı, Ötekiler bunların hiçbirini cevaplamazdı. O yüzden Jack’i Ben’e saçma bir takım sorular sorarken ve Ben’i ona soğukkanlı bir bakışla bakarken buluyoruz ki bunlar izlenmeye değecek kadar enteresan olmayabilir. Jack, cevabını almaya fırsatı olan sorular soruyor.”
Lindelof ayrıltılı bir şekilde bakıyor ve diyor ki; “Bence dizideki karekterler, dizinin fanları ve kritikçiler kadar birçok hayal kırıklığıyla karşı karşıya kalıyorlar ve bu durumda diziyi izleyen herkes ‘Neden karakterler, adanın sırlarıyla ilgili birbirleriyle daha fazla konuşmuyorlar’ diyor.
“Gerçek şu ki, bu tür sahneleri yazdık ve bazı durumlarda bunları filme çektik ve ister dediklerimize inanın ister inanmayın, bizce bu sahneler işe yaramıyor; onlar gerçekten çok sıkıcı. Şöyle söylemek gerekirse, bir dizide eğer karakterler, izleyiciyle aynı gizemi çözmeye çalışırlarsa – mesela, herkes toplandı ve basit bir biçimde Sayid, ‘Peki, size söyleyeyim, ben bir kablo buldum ve bu kabloyu takip ettim,’ dese ve bir başkası, ‘Bekle bir dakika, bu ilginç,’ dese ve hepsi bunun üstüne gömülse, bu diziyi çekilmez kılar.”
Cuse izleyicilerin dizide, yapımcıların amaçladıklarından daha fazla farklı şey görmek istediklerini ancak bunu göremeyince hüsrana uğradıklarını anladığını söylüyor ve diyor ki; “Bence Lost bu yüzden küçük tip bir dizi değil, çünkü biz karakterlerin mitolojiye odaklanmalarına izin vermiyoruz. Karakterlerin birbirleriyle aralarındaki ilişkilerine odaklanmalarını istiyoruz. Biz şovu hep, mitoloji tabakası içeren bir karakter şovu olarak görüyoruz. Bize sorulan soruların hepsi mitolojiyle ilgili. Ancak biz ne zaman oturup hikâyeler üzerinde çalışsak, öncelikle uzun bir süreyi bu karakterler ve onların birbirleri arasındaki etkileşimle ilgili olarak geçiriyoruz. Ve bana göre eğer karakterler mitolojiyle ilgilenecek olurlarsa, birçok insan diziyi izlemeyi bırakır. Bence Alvar Hanso’nun kim olduğuyla değil de Kate’in kimi seçeceğiyle ilgilenen izleyici sayısı daha fazla.”

“J.J. (Abrams) ve ben diziyi ilk olarak tasarlarken, bana özellikle, ‘Sakın karakterleri bütün lanet zaman boyunca Rambaldi hakkında konuşturtma gibi bir hataya düşme,’ demişti,” diyor Lindelof, Abrams’ın öteki dizisi Alias’a değinerek. Bizim için, evet, mitoloji çok önemli ve bunu parça parça sunmuyoruz. Ancak aynı zamanda, her bölüme, ‘Bu bir Jack bölümü; adamın neden sürekli bir şeyleri düzeltmek istediğini biraz daha açıklayacağız ve adanın hikâyesinin bu saplantıyı desteklemesini sağlayacağız.’ Ne yazık ki, bunun, izleyiciler adanın gizemini bölümler halinde almıyorlarmış gibi bir yan etkisi oluyor.”
Aktörlere hikâyede neler olup bittiği hakkında bir fikirleri olup olmadığı sorulduğunda, Yunjin Kim (Sun), “Hayır, senaryoyu alıp okuyana kadar hiçbirimiz bilmiyoruz. Senaryoları bölüm başına alıyoruz. Ben hâlâ kendi karakterim için bebeğin babasının kim olduğunu bilmiyorum; işte hepimizin bildiği en fazla bu kadar.”
Bu sezonun ilk altı bölümü ilk olarak, Ötekiler tarafından tutsak olan Jack, Kate ve Sawyer’a odaklandı, bazı karakterler de az da olsa ekranda gözüktü. Lindelof bunun yakında düzeleceğini söyledi. “Yeni olaylar yeni bölümlere başlar başlamaz hemen olacak,” diye açıkladı yapımcı. “Gerçekten, Jack, Kate ve Sawyer’ın Ötekiler’in adasındaki, Alcatraz Adası’ndaki zamanları, altı bölümün sonunda Jack’in yaptığıyla tamamen son buldu. Şimdi sahil ilişkilerine hızla döneceğiz ve bu hikayeleri daha fazla anlatacağız. Bu demek olmuyor ki öteki hikâyeyi hayal gücüyle uzatarak geçiştireceğiz. Sadece o hikâyeyi bir süreliğine bırakacağız ve kahraman karakterlerimize geri dönüp Jack, Kate ve Sawyer’ı daha az ekranda göreceğiz.”
Bu sezonda karakteri dizide daha sezon başından en fazla gözüken Holloway bir yorumda bulundu ve dedi ki; “Eh, Lost’un iki sezondur aldığı yola bakacak olursanız, küçük bir ara almamız gerektiğini biliyorduk. Takip ettiğiniz bir hikaye var. O zaman, elbette büyük bir oyuncu ekibi olacak ve öykünün gidişatı değişecek ve bunu sadece bir aktör olduğunuzda bilebilirsiniz. Bu mükemmel bir şey. Her gün çok fazla çalışmaktan zevk alıyoruz ve sonrasında biliyoruz ki öykünün gidişatı değişecek.”
Kendi bölümü için Lilly, “Bu ilk altı bölümde ve önceki iki sezon boyunca yapmış olduklarımız itibariyle benim en çok etkilendiğim, ekibe yeni katılan inanılmaz karakterlerin tanıtılmasının kolaylığı oldu. Üç yıl boyunca aynı adada aynı karakteri canlandırarak aynı işi yapınca, aynı insanlarla, bu işi ve birlikte çalıştığınız insanları çok seviyorsunuz, ancak yeni şeylerin olması ve yenilerin yarışmaya dahil olması gerçekten heyecan verici. Elizabeth (Juliet) ve Michael (Ben) diziye o kadar çok inanılmaz şey kattılar ki, bu Josh ve benim için gerçekten, gerçekten çok eğlenceliydi. Matthew’le konuşamam çünkü bu sezon için onunla fazla çalışamadık, ancak öteki karakterlerle etkileştik ve yeni şeyler denedik. Bu gerçekten karakterlerimize daha önce görmediğimiz bambaşka etkiler yarattı. Bir aktris olarak, bu heyecan verici.”
Fox, karakterinin son yaptıklarıyla ilgili konuştu; “Hikâyenin Michael ve Elizabeth’i içeren kısımlarını çok sevdim. Uzun süre boyunca birlikte çalışmadığım ekibi tabii ki özlüyorum ve tutsaklık olayları gerçekten çok güzeldi. Ancak hikâyenin bu sezonki kısmını çok beğendim. Bu gerçekten ilgi çekici ve denemeye değer.”

Lost, belirli bir sonunun olması gereken bir şov olduğu için, yapımcıların bunu nasıl yapacakları sorusu ortaya çıktı ve bu soruyla karşılaştıklarında şovu ne zaman bitireceklerini bilmiyorlardı. “Diziye bir son noktası koyma zamanı, grup içinde görüştüğümüz konulardan biri,” dedi Cuse. “Sanırım bunu yaptığımız takdirde, bir çok endişe ve ‘Cevap almıyoruz’ şeklindeki şikayetler gidecek. İzleyici gerçekten, bence, dizinin iyi bitmeyeceği veya bizim ne yaptığımızı bilmediğimiz gibi endişelere kapılıyorlar. J. K. Rowling, Harry Potter serisinin yedi kitaplık olacağını duyurmuştu ve bu, okuyucusunda hikâyenin bir sona yaklaştığı hissini uyandırıyor. Şimdi de bizim diziye bir son noktası, bir bitiş bulma vaktimiz geldi.”
Diziyi en fazla ne kadar uzatabilecekleri hakkında bir ipucu verip veremeyecekleri sorulduğunda, Lindelof şöyle dedi; “Size verebileceğimiz en dürüst cevap; güzel olduğu sürece. Bu şovun, bir hafta kumdan kale yaptıktan sonra öteki hafta onu geliştirmemek gibi olmadığını, bir düzen içerisinde olduğunu söylediğimde sanırım tüm ekip adına konuşmuş olurum.” Cuse, “İşte o, güzel bir bölüm olmazdı!” diye şaka yaptı.
Bir yıl içindeki izleyici sayısında yaşanan düşüş hakkında Cuse, “Sanırım o sayıdaki pek çok insan diziyi DVD olarak izliyor. Belki de internetten indiriyorlar. Belki ABC.com’dan duraksız biçimde izliyorlardır. Ve bence hâlâ büyük bir izleyici kitlemiz var ve sahip olduğumuz izleyiciden ötürü mutluyuz.”
Geçen sezon, şu anda kadroda kalıcı olan Desmond’u ve Ben’i tanıtmıştı. Karakterlerinin kalıcı olabileceğini bilip bilmedikleri sorulduğunda, Cusick, “En başta üç bölüm için sözleşme imzalamıştım, daha sonra benim ikinci sezonun bitimine doğru geri dönmemle ilgili konuşmalar oldu ve hepsi buydu, gerçekten,” diye cevapladı. Emerson, “Ben de üç bölüm için anlaşmıştım. Ama her zaman hissetmişimdir ki eğer iyi bir karaktere sahipseniz, bilirsiniz işte, potansiyeli olan bir karakterdir. Ve belki kendime yağ çekiyorum gibi görünecek, ama bilirsiniz ki, eğer her şey iyi giderse, bu bir şeylere dönüşür. Ve bu sefer bu şekilde dönüştü.”
Karakterinin ileriki durumları sorulduğunda, Cusick, “Benim hikâyem 14 Şubat’ta yayınlanacak olan 3×08 adlı bölümde işlenecek. Ancak ben hikâyemden memnunum. Desmond’u seviyorum. Bence yazarlar onun karakteriyle harika bir iş yaptılar. Artık işe gitmek çok zevkli.”
Lost’un 3. sezonuna nasıl katıldığı sorulduğunda, Mitchell, “Elbette büyüleyici. Ancak hep düşünüyorum da bu biraz… Belki bu yanlış bir kelime, ancak bu kadar ağır iş yapan bir kadronun içine girip çok büyük ve çok güzel bir bölümde yer almak bana biraz kopyacılık gibi geliyor. Bu yüzden onları bu işlerinden ötürü tebrik ediyorum. Karakterimi seviyorum. Büyüleyici. Öyle. İşimi seviyorum.”

Dizideki ilişkilerin görmezden gelinmesi üzerine, Cuse, “Sanırım Jack/Juliet ilişkisi bizim için en ilginçlerden biri ve ayrıca, bana göre, bilirsiniz, Claire/Charlie ilişkisi de öyle bir hikâyeye sahip ki ileride belki ek olarak…” “…Seks olabilir!” dedi Holloway şakayla.
Diziye bu sezon katılan ancak pek beğenilmeyen Nikki ve Paulo karakterlerinin dizideki olaylarının ne olduğu sorulduğunda herkes güldü. “Nikki ve Paulo, bu durum 3×14’te son derece açığa çıkabilir,” diye yanıtladı Cuse. Lindelof, “Bu bize daha önceden de sorduğunuz bir soru ve öteki 35 kazazedeye ne olduğuna parmak basan mantıklı bir konu. Dr. Artz’ın patladığını gördük ve bazı zamanlarda bu tür kişiler kısa süreliğine ortaya çıkıyor, ancak onlar sadece kırmızı gömlekliler mi? Onlar sadece canavar yemi mi? Onların deneyimleri ne? Ve neden onlar adada verilen önemli kararlarda hiç yüzlerini göstermiyorlar? Bu yüzden Nikki ve Paulo’yu tanıtmak gibi süper bir fikir bulduk. Onların hikâyelerini ilk altı bölümde anlatamayacağımızı biliyorduk. Ancak onların ilk altı bölümde önemli bir hikâyeleri olması gerekiyordu ki bir etki bıraksınlar, o yüzden Mr. Eko ölürken onun yerine bu iki karakteri getirdik ki 3×14’te onları tekrar gördüğünüzde ‘Bekle bir dakika. Bu kişileri daha önce görmemiştim.’ demeyesiniz,” diye ekledi.
Gereksiz duruma gelene kadar kaç tane daha her karakter için bir geçmişe-dönüş göreceğimiz sorulduğunda, Cuse, “Açıkçası bu, dizinin ilerlemesini sağlayan etkenlerden ve dizinin sonuçta bir son noktasına ihtiyaç duymasının nedenlerinden biri. Evet. Sınırsız sayıda geçmişe-dönüş yok. Kendinizi sınırlamanız zor. Hiçbir şey ilk geçmişe-dönüş hikâyesi kadar bağlayıcı olamaz, Hurley’nin lotoyu kazandığını öğrendiğiniz zamanı düşünün. Aynı karakter hakkında geriye dönüp başka bir hikâye anlatmak gerçekten çok zor. Ancak biz geçmişe-dönüşleri New Yorker’daki kısa öyküler gibi görüyoruz ve inanıyoruz ki elimizde, bizi dizinin sonuna götürebilecek kadar karakterlerimiz için yeterli sayıda geçmişe-dönüşlerimiz var.”
Sawyer’ın öteki insanlara bitmek bilmeyen lakap takma olayına bir katkısı olup olmadığı sorulduğunda, Holloway, “Hepsini ben buluyorum! Hayır. Öyle olmasını çok isterdim ama her biri yazılıyor. Ancak açık bir diyalogumuz var. Yazarların odasını arayıp sonra yanlarına giderek, “Bir cümlede üç var!” deme olanağım olmasını seviyorum. Ancak bu artık izleyicilerin olumlu tepkiler verdikleri bir durum haline geldi,” dedi. Lindelof ekledi; “Aradan sonrası için Sawyer’ın ad takma alışkanlığıyla ilgili bir şeyler yazıyoruz. Bu devam edecek.”
Bir karakterin yapacak fazla bir şeyi olmadığında nasıl olduğu sorulduğunda, Dae Kim, “Dizideki hepimiz bundan ötürü gurur duyuyoruz ve para için olmadığı halde, ancak severek yapabileceğimiz şeylere katılmak istiyoruz. Ve bu açıdan, özel bir şeyin parçası olmakta çok istekli olmamız güzel. Hepimiz için bir yer var mı? Bence yapımcılar, bu sezonun başı özel bir hikâye üzerinde gittiği halde takım ruhunu kazandırarak gerçekten büyük bir iş yaptılar. Bence bu sezon, oyunculuklarımızı ve bir takım oluşturan karakterlerimizi bulmayla ilgiliydi ve sezonlar ilerledikçe şov da gelişiyor. İyi haber ise bu sezonun son sezon olmaması; daha anlatacak çok hikâye var.”

Monaghan ekledi; “Sanırım Stanislavski, küçük sahneler yoktur, küçük aktörler vardır, dedi. Bence yeteneğinizin en iyisini yapmaya çalışmalısınız.” Ve Garcia da; “Aktörler olarak oynamayı seviyoruz ve böyle bir şansımız varken bunu değerlendirebilmekten mutluyuz. Her işte olduğu gibi bazaen hafta tatilimiz olmasını da istiyoruz! Ama bu iki durum bir şekilde bir arada yürüyor.” dedi.
Bender oyuncu ekibini şu sözlerle övdü: “Bu arkadaşlar işlerini yapmaya hazır geliyorlar ve bölüm içlerinden birinin bölümüyse, mesela Daniel, Yunjin gibi, eğer çok uzun çalışmıyorlarsa bile, birinci sınıf bir oyunculuk çıkarıyorlar ve ‘Yorgunum’ gibi şikâyetlerde bulunmuyorlar. Herkes orada elinden gelenin en iyisini yapabilmek için var ve biz de bu atmosferi yaratmaya çalışıyoruz. Ama bu öyle bir şey ki, dediğiniz gibi, aktörlerimiz arkada oturup bir veya iki tane pina colada içebiliyorlar ve bir sonraki bölümde yine muhteşem bir oyunculuk sergileyebiliyorlar.”
Garcia, “ekip birbirinden ayrıldığı zaman tuhaf bir durum oluyor” diyor ve ekliyor: “Bazen adada iki dizi birden ilerliyormuş gibi geliyor. Hatırladığım kadarıyla – Foxy’i (Matthew Fox) Ian Somerhalder’ın (Boone) geri geldiği o rüya sahnesinden önce hiç görmedim. Birbirimizi ancak o zaman görebildik. Ancak benzer şey, 2. sezonda kuyruk kısmındakilerle de yaşanmıştı. Onlarla buluşmamızın yakın bir zamanda olacağını anlamıştık çünkü birden bire bizim çekimleri sabah seansına aldılar. Sonrasında onlar geldi ve öğleden sonraları aynı sette çalışmaya başladılar.”
Lilly şöyle bir espri yaptı; “Bence kişisel olarak, bu durum bizlerin birbirimizle iyi ilişkiler kurmamızı sağlıyor çünkü kavga edecek bir durum yok. Çok iyi anlaşıyoruz çünkü etrafta fazla insan yok. Bence, profesyonel anlamda, bu biraz tuhaf olabiliyor. Josh’la birlikte, kafeslerden kurtulacağımızı düşünüyorduk ve güvenli bir ortamı bırakma fikri biraz korkutucu bir hal almıştı. Sonrasında profesyonel anlamda düşündüğünüzde oradan kurtulup belki altı aydır, belki sekiz aydır, belki bir senedir veya belki de iki senedir hiç çalışmadığınız kişilerle çalışacağınızı fark ediyorsunuz. Bir oyuncu olarak ayaklarınızın yere basması lazım ve her zaman yeni insanlara açık olmanız lazım. Bu Grey’s Anatomy gibi değil. Onda her bölümde birbirinizle koridorda karşılaşabiliyorsunuz.”
Yapımcılara, diziyi daha fazla uzatabilmek adına kanal tarafından dizideki soruların cevapsız bırakılmasına yönelik bir baskı olup olmadığı sorulduğunda, Lindelof; “Bizim soruları ne kadar çabuk cevaplayacağımızla ilgili ne stüdyodan ne de kanaldan herhangi bir baskı gelmedi. Tabii, dürüst olmak gerekirse, onlardan aldığımız tek baskı ‘Şu lanet soruları cevaplayın!’ oldu. Biz bu notu ‘Şimdi güzel, zengin bir mitoloji yükleme zamanı’ fırsatı olarak aldık. O yüzden biz hiçbir bölüme ‘Bunu mu cevaplamalıyız, yoksa onu mu?’ şeklinde yaklaşmıyoruz. Biz ‘Bu Sawyer bölümü’ veya ‘Bu Jin ve Sun bölümü ve bu da anlatmak istediğimiz geçmişe-dönüş hikâyesi. Peki bu hikâyeyi duygusal olarak etkileyebilecek türde adada ne olabilir?’ diye yaklaşıyoruz ve sonra diyoruz ki ‘Bu cevaplayabileceğimiz veya mitolojik bir soru ileri sürebileceğimiz bir hikâye mi?”.
Lindelof şunu da not düşüyor: “Bazı mitolojik sorular açık ve net biçimde karakter-tabanlı, yani ‘Kate ne yaptı?’ veya ‘Locke tekerlekli sandalyeye nasıl mahkûm oldu?’ veya ‘Jack o dövmelere nasıl ve neden sahip oldu?’ gibi. Bu tür cevaplar çeşiştli forumlarda yazan izleyicileri memnun etmiyor. Onlar canavarın ne olduğunu, adanın ne olduğunu ve Ötekiler’in nereden geldiğini merak ediyorlar. Ve bu tür büyük gizemler için tek ve büyük bir cevap veremezsiniz. Bu yavaş ve zekice açıklanması gereken bir şey. Sezon 3’e gelirken, cevaplamamız gereken şey Ötekiler’in Jack, Kate ve Sawyer’ı neden tutsak aldığı sorusuydu. Neden bu üçü? Buradaki oyun ne? Ve bu ilk aşama. Sonraki aşama ‘Bu insanlar kim? Neden çocukları alıyorlardı? Neden insanları zorla kaçırıyorlardı? Adada ne kadar süredir bulunmaktaydılar? Neden kitap kulüpleri var? Juliet’le bir ilişki içinde olan Ben kim?’ idi.” Lindelof’un dediğine göre Lost’un bir sonraki bölümü, sezonun yedincisi Juliet’le ilgili çok önemli bir gizemi açıklıyor, adaya nasıl geldiği ve ne zaman geldiği açısından. Ve bu, bazıları bu sezon açıklanacak olan, bazıları ise açıklanamayacak olan yeni soruları beraberinde getirecek.

İzleyiciler, Ben’in neden Jack’e birinci sezonun ta başında gelip, “Selam. Adaya hoş geldin. Senin bir omurilik cerrahı olduğunu duydum. Bende bir tümör var. Bir el atar mısın?” diye sormadığı sorulduğunda güldüler. Lindelof bu tür şeylerin biraz daha drama kullanılarak verilebileceğini söyledi ve ekledi; “Böyle bir durum var. Ancak iddia edebilirim ki – yazım biçiminize karışmadan – eğer çok basit şekilde ele alacak olursanız bu gizemli bir şovda daha az entrika olmuş olur. Bilirsiniz, gerçekte, Kate Jack’in sırtındaki yarayı dikerken ‘Kimsin sen?’ diyor ve Jack de ‘Ben bir omurilik cerrahıyım. Babamla aramda ciddi sorunlar var. Sanırım ben iyi bir lider olamam’ dese ve Kate de ‘Babanla alakalı sorunların mı var? Ben kahrolası üvey-babamı öldürdüm!’ dese bu şovu yapmanın ne anlamı kalır ki? Zaten her şey ortada olmuş olur.”
Yakın gelecekle alakalı olarak Lindelof, “Sanırım izleyicinin istediği daha fazla sahil hikâyesi, daha çok sezon bir hikâyeleri, Charlie, Claire, Sun ve Jin gibi karakterlerin geçmişlerine dönüşler. Yazarlar ve yapımcılar olarak bunun farkındayız ve bence “Karakterler arasında bir birliktelik görmek istiyoruz”. Ve bun sağlayacağız. O tarz bir hikâye-anlatımına geri döneceğiz. Bu bize göre izleyicilerin en çok istediği şey,” dedi.
Lindelof’a, kanalın dizide iki karakterin – Jin ve Sun – altyazılı olarak Korece konuşmalarında karşı çıkıp çıkmadığı sorulduğunda, “Asla,” dedi. “Biz onların hikâyelerini paketleyip Sun ve Jin’e başlangıçta sunmuştuk ve başta Sun gizlice İngilizce konuştu, biz bunu ilk altı saatte ortaya çıkarmadık ve Daniel dizide İngilizce bilmeyen bir karakteri canlandırdığı için sürekli Korece konuşması gerektiğini biliyordu. Kanal ve stüdyo bunu kabul ettiler. Aklımıza gelen bir diğer fikir de, eğer ikisi birbirleriyle diğer kazazedeler arasında konuşuyorlarsa altyazıları göremeyecek olmanızdı. Eğer Korece konuşuyorlarsa ve yalnızlarsa o zaman görebilecektiniz. Böylece kazazedelerin Korece bilmedikleri için bu ikisinin konuşmasını anlayamadığını görebilecektiniz. Dizinin dördüncü geçmişe-dönüş hikâyesi Sun’ınkiydi ve biz senaryoya bakarak fark ettik ki “Aman Tanrım. Bölümün %40’ı Korece. Bu biraz sıkıntı yaratacak.” Sonra şöyle bir sonuca ulaştık: “Az Korece. Aralarında o kadar fazla Korece konuşmaları gerekiyor mu?”

Lindelof bu konuya ilişkin şöyle bir açıklama yaptı; “Daniel’ın karakteri için yapacağımız şeyler var. Jin artık uzun bir süredir adada bildiğiniz gibi ve tamamen İngilizce-konuşulan bir kültürün içinde, üç aydır. Jin de salak değil, o yüzden dizide daha fazla İngilizce konuşmaya başlayacak.” Bunun üzerine Daniel hemen, “Teşekkürler!” dedi.
Lindelof: “Sun ve Jin kendi aralarında Korece konuşmaya devam edecekler ve aynı zamanda geçmişe-dönüşlerinde de öyle konuşacaklar”. Naveen Andrews, ne yazık ki, akıcı iyi seviyede Arapça konuşamıyor. O yüzden bir Sayid geçmişe-dönüşü yaptığımızda, onu öncelikle Arapça konuşturtup ardından İngilizce’ye döndürüyoruz ki rahat etsin. Dizide başka dillerin konuşulması çok hoş bir durum. Masi Oka (Heroes’tan) kendi dizisinde uzun ve karmaşık bir dilde konuşuyor ve ekrana altyazı geliyor. Bu çok hoşumuza gidiyor. Amerikalı izleyiciler altyazıya tamamen kendilerini alıştırdılar.”
Konu fanlara ve onların diziye olan etkilerine gelince, Cuse; “Forumlarda fazla zaman geçirmiyoruz çünkü bu diziyi bozar ve dizinin mitolojisi üzerinde daha fazla çok durulmasına neden olur. Ancak bazı fan sorularını da topluyoruz ve bunları cevaplandırmaya çalışıyoruz.”
Uçuş 815’in Sydney’den havalanmasına rağmen dizide neden fazla Avustralyalı olmadığı sorusuna De Ravin şakayla karışık şu cevabı verdi; “Tek Avustralyalı ben olmazsam dizide oynamam demiştim, yapımcılar da bunu ciddiye aldılar herhalde”. “Ayrıca, Avustralyalı olarak uçağın hostesi de var,” diyerek, dizinin ileriki bölümlerinde gözükecek olan Cindy’ye göndermede bulundu. Garcia, “Genetik olarak bebek Aaron da Avustralyalı,” diye ekledi. Lindelof da, “Bütün Avustralyalılar Nikki ve Paulo ile birikte takılıp barbekü yapıyorlar” dedi.
Kaynak: http://tv.ign.com
Etiketler: abc, özel haber, damon-lindelof, daniel-dae-kim, dominic-monaghan, elizabeth-mitchell, emilie-de-ravin, evangeline-lilly, henry-ian-cusick, j.j.-abrams, jorge-garcia, josh-holloway, LOST, lost-3.-sezon, lost-oyuncuları, lost-sezon-3, matthew-fox, michael-emerson, panel, Spoiler, tca, yeni bölüm, yunjin kim
Kategori: LOST, özel haber
« Önceki yazı | The Dresden Files (2007)
13. SAG Ödülleri Sahiplerini Buldu | Sonraki yazı »
Yorumlar
Yorum yaz
Yorum yazabilmek için sitemize üye olmanız, eğer üyeyseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir. Sitemize üyelik ücretsizdir.





ByRoN
28 Oca 2007-18:52 |
Çok kaliteli bir haber olmuş gerçekten… Çevirisinden düzenlenmesine kadar :)
ggecim
28 Oca 2007-20:16 |
hakikaten güzel haber…içeriği konusunda da diziyi isteklere göre şekillendirmeseler daha iyi olur…sabrediyoruz bakalım…
mechastyler
28 Oca 2007-23:28 |
Gerçekten mükemmel haber olmuş. Teşekkürler.
ati
29 Oca 2007-15:18 |
ellerinize sağlık, çeviri yapan arkadaşı kutlarım, çok başarılı olmuş..
coyote
30 Oca 2007-16:04 |
Haberi çevirene ve hazırlayana teşekkürler. Gerçekten leziz olmus. Artık dizi başlasın ama kardeşim dayanamıyoruz:)
TUNA
11 Mar 2007-01:09 |
Tebrik ederim.LOST ile ilgili bu tür kaliteli ve detaylı haberleri okumaktan büyük zevk alıyorum.
cagglaa
21 Nis 2007-13:34 |
haber çokk güsel bunlarıı öğrendğim ii olduu diziinin başlamasınıı heyecanlaa bekliormm