“LOST” - 4×07 - Ji Yeon

Bir haftalık heyecanlı ve merak dolu bekleyişin ardından, “LOST“un 4. sezon 7. bölümü “Ji Yeon” yayınlandı. Sun’ın üzerine odaklanan bu bölümün resimli geniş özetini yazının devamında bulabilirsiniz. Bölümü izlemedinizse lütfen yazının devamını okumayınız!

Teknede akşam vakti, Frank elinde bir paketle Desmond ve Sayid’in kaldığı odaya doğru gider. Odanın önünde nöbet bekleyen Regina’yı bulur, ancak Regina’da bir tuhaflık vardır. Frank ona kitabı ters okuduğunu söyleyerek odaya girer ve Sayid’le Desmond’a yemek getirdiğini söyler.

Sayid neden hâlâ esir tutulduklarını sorar, Minkowski’nin ölümüyle bir alakaları olmadığını belirtir. Frank konunun, ikisinin odadan kaçıp telsiz odasına gitmesi olduğunu söyler, Sayid kaçmadıklarını belirtir, kapı başkası tarafından açılmıştır ve Sayid kapıyı açanın Frank olduğunu sanmaktadır. Frank böyle bir şey yapmadığını söyler. Adayla bağlantı kuramamaktadırlar, çünkü adadaki telsiz telefonda bir sorun vardır. Sayid kaptanla konuşmak istediğini söyler, Frank ise onun aslında istemediğini söyler.

Adada, kumsalda Sun yaktığı ateşin başında oturmaktadır. Jin yanına gelir, Sun Sayid’le Desmond’un gittiklerinden beri 3 gün geçtiğini ve bir şeylerin ters gittiğini söyler, Jin ise olumlu düşünmektedir. Jin İngilizce olarak bebeğe isim düşünmeleri gerektiğini söyler, Sun bunu reddeder çünkü bebeğe şimdiden isim düşünmek kötü şanstır. Jin yine de isteğinin “Ji Yeon” olduğunu söyler.

Flashforward’da Sun, Jin’le yaşadıkları evde eşyalarını toparlamaktadır. Rujunu sürmeye koyulur, ancak tam bu sırada bir ağrı hisseder, ruj elinden düşer. Sancıları vardır ve hemen acil servisi arayarak ambulans ister; hamiledir ve bir şeyler ters gitmektedir.

Flashback’te Jin’i Kore’de bir mahallede oyuncakçı ararken görürüz. Bir oyuncakçı bulur ve panda bebek ister. Kasiyer pandanın bir bebeğe gittiğini tahmin eder, Jin hastaneye yetiştireceğini söyler ve kasiyer doğumun yeni gerçekleştiğini düşünüp bebeğin kız mı erkek mi olduğunu sorar, Jin bilmediğini söyler. Bu arada telefonu çalar ve açıp konuşarak, karşı tarafa hemen geldiğini söyler ve aceleyle oyuncakçıdan çıkar.

Adada, sahilde Sun Jin’i uyandırır ve Kate’le Jack’in geldiğini söyler. İkisi Kate’in yanına gidip olanları sorar, Kate de Charlotte’un kendisini bayılttığını, onun Daniel’la zehirli gaz tesisine gittiğini bir bir anlatır, Juliet’in de Jack’e yalan söylediğini belirtir. Sun, Charlotte ve Daniel’ın gerçekten kazazedeleri kurtarıp kurtarmayacağını sorar, Kate de onların adaya geldiğinden beri ağızlarından kurtarmayla ilgili tek bir laf çıkmadığını söyler.

Teknede; Desmond, Sayid’le kaldığı odada uyanır, Sayid konserve yemektedir. Odanın kapısının aralığından bir not bırakılır, Desmond bunun ne olduğunu sorar, Sayid açmadan önce adada Ben’le konuştuğunu ve onun bu gemide bir casusu olduğunu söyler, ardından notu açar ve notta şu yazmaktadır: “Kaptana inanmayın.”

Adada, sahilde Sun Daniel’le konuşmaya gider. Sun onların gerçekten kendilerini kurtarmaya gelip gelmediğini sorar, Daniel ise kendisinin görevinin bu olmadığını ve bilmediğini belirtir.

Jin sahildeki yemek yeme yerinde Jack’le biraz İngilizce konuşur, bu sırada Sun gelir, Jack onları yalnız bırakır ve Sun kendilerine iki gün yetecek kadar yiyecek bulmaları gerektiğinden bahseder, çünkü Locke’un kampına gideceklerdir.

Sun, Juliet’in çadırındaki kutularda ilaç aramaktadır. Juliet gelir ve onun ne yaptığını sorar, Sun vitamin hapları aradığını söyler, Juliet ona yardımcı olurken zaten ona vitamin hapı verdiğini ve pakette 20 tane olduğunu, yeni bir vitamin hapını neden istediğini sorar, ardından onların bir yere gideceklerini anlar ve Sun’ın ağzından Locke’un kampına gideceklerini öğrenir. Juliet bunun yanlış olduğunu söyler, çünkü Locke adadan gitmek istememektedir ve Sun’ın adadan gitmesi gerekmektedir. Sun Claire’in bebeğinin iyi olduğunu, kendisinin de iyi hissettiğini ve hiçbir anormallik olmadığını söyler – kısacası Juliet’e inanmamaktadır.

Flashforward’da Sun tekerlekli sandalyeyle bir kadın tarafından hastaneye getirilir. Kadın hemşirelerden birine Sun’ın Oceanic-6’dan biri olduğunu söyler ve Sun hemen bir hasta odasına yatırılır, bebeğini doğuracağı için bedeni şişmektedir. Doktor gelir ve durumla ilgili belirlemeler yapacaklarını, Sun’ın herhangi bir yakınının olup olmadığını sorar, Sun Jin’den bahseder ve onu getirmelerini söyler. Doktor Jin’e ulaşmaya çalışacağını belirtir.

Flashback’te Jin, oyuncakçıdan çıkmıştır ve taksi durdurur, bebeği taksinin içine atar – o sırada telefonu çalar ve açar, hemen geleceğini söyler. Bu sırada biri ona çarpar, Jin’in telefonu yere düşer ve üzerinden motosiklet geçer. Jin telefonu yerden alır, ancak başka biri taksiye binmiştir ve taksi gider. Jin sinirle yine oyuncakçıya girer, ancak panda bebekten başka kalmamıştır – rezerve edilmiş olan bir tane hariç! Jin parası ödenmiş olan panda bebeği hayli yüksek bir para vererek kendisi alır.

Adada, Sun ve Jin toparlanmışlardır. Kate onlara bir harita çizer ve Locke kampı için talimatlar verir. Bu sırada Juliet gelir ve Sun’ın gitmesinin yanlış olduğunu söyler, bu konuda İngilizce de olsa Jin’i uyarmaya çalışır, ancak Jin de Sun’la birlikte gitmektedir.

Juliet onları durdurmak için çabalar, fakat en sonunda çaresiz kalıp Jin’e Sun’ın ilişkisinden bahseder, Sun’ın bebek hakkında Jin’den olup olmadığı için endişelendiğini söyler. Jin çok kötü bozulur ve Sun’la gitmekten vazgeçer, Sun Juliet’e bir tokat atar.

Sahilde, Jin balıkçılık eşyalarını alır, bu sırada Sun ağlayarak duruma açıklık getirmek ister, bu sırada Bernard gelir ve Jin’e eşlik etme teklif eder, ancak sonra vazgeçmek ister, Jin ise onun kendisiyle gelmesini kabul eder. Denizde sandalla açılırlar, bu sırada aralarında evlilikle ilgili bir sohbet geçer, Bernard Rose’un kanserinden ve adanın onu iyileştirmesinden bahseder ve kendilerinin karma denen şeye sahip olduğunu söyler. Locke’u katil olarak tanımlar ve Jack’in hep onların iyiliği için çalıştığını söyler, iyi karmaları olduğunu söyler, Jin ve o, ve diğer pek çok kazazede, “iyi insanlardır”.

Teknede, Desmond ve Sayid kaptanla konuşma şansına erişir. Güverteye çıkarlar doktorla birlikte. Bu sırada Regina üstünde zincirlerle denize atlar, Desmond ve Sayid yardım etmek ister ve diğerlerinin müdahale etmemesine şaşırırlar.

Kaptan gelir ve Regina’nın artık öldüğünü, kendisinin ise Desmond’la Sayid’in sorularına cevap vereceğini söyler. Adanın teknedeki mürettebata bir şeyler yaptığını anlatır, Sayid neden başka yönde gitmediklerini sorar, kaptan ise geminin motorlarının bozulduğunu ve teknede bir sabotajcı olduğunu söyler. Yine de yüksek yerden emirleri beklemektedirler. Sayid emirleri kimden aldığını sorar, kaptan çekinmeden Charles Widmore der.

Kaptan onları odasına götürür ve burada onlara, denizin dibinde bulunan sahte Oceanic 815 uçağından çıkan kara kutuyu gösterir, Charles Widmore bu kutunun işler hale gelmesi için büyük çaba sarf etmiştir. Uçakta bu kara kutuyla birlikte 324 ceset de bulunmuştur. Ancak Sayid’in orada olmasıyla birlikte, bu uçak enkazının sahte olduğu kanıtlanmaktadır ve kaptan, böyle bir sahte düzeneği kurmanın çok büyük güç gerektirdiğinden bahseder. Ve kaptan sonunda bazı gerçekleri açıklar: Benjamin Linus’u arama sebeplerinden sadece biri, bu 324 cesedi nasıl bulduğu ve uçağa yerleştirdiğiyle ilgilidir.

Adada, sahilde Sun üzgün bir biçimde oturmaktadır. Juliet yanına gelir ve yaptığından ötürü özür diler, ancak Sun’ı bir şekilde durdurması gerekmiştir. Juliet, Sun’ın adadan gitmesi gerektiğini, çünkü öteki hamile kadınlara ne olduğunu bildiğini söyler. Daha ikna edici olmak için Juliet, Sun’a üç hafta içinde olacakları bir bir anlatır: önce mide bulantıları başlayacaktır, ondan sonra da nefes darlığı çekecektir, en sonunda da bilincini kaybedip komaya girecektir. Sonrasında da ölecektir. Juliet aslında Sun’a oldukça önem vermektedir ve kendisinin hastası olduğu için onun ve bebeğinin yaşaması için gereken her şeyi yapacaktır.

Flashforward’da Sun doğum yapmak üzeredir ve Jin’i beklemektedir. Ancak daha fazla dayanamaz ve bebeğini dünyaya getirir, bir kızı olmuştur.

Teknede, Desmond ve Sayid kaptanla görüştükten sonra doktor onları başka bir odaya alır, ancak odada böcekler gezmektedir ve birtakım kan lekeleri vardır. Doktor koridorun ucundaki Johnson soyadlı ayak işlerine bakan işçiyi çağırır.

Johnson yanlarına gelir ve bu aslında Michael’dır! Sayid ve Desmond onu hemen tanırlar, ancak belli etmezler. Doktor hademenin Kevin Johnson olduğunu söyler.

Adada, sahildeki kampta Jin Sun’a yemek getirir. Sun Jin’in kendisini terk ettiğini sanmıştır, fakat Jin onu affeder ve geçmişte ne yaşanmışsa, Sun’ın ilişkiye girdiği adam yüzünden olmuştur. Jin Sun’la birlikte Locke’un kampına gitmeyi kabul eder, Sun ise kampa gitmeyeceklerini, sahilde bekleyeceklerini ve adadan kurtulmaları gerektiğini söyler. Jin bebeğin kendisinden mi olduğunu sorar, Sun evet der. Jin bundan sonra Sun’ın kendisini hiç kaybetmeyeceğini söyler.

Flashback’te Jin hastaneye varır ve pandayı getirdiği odanın görevlisine kendisinin patronu Mr. Paik’i temsilen geldiğini söyler. Jin, büyükelçiye Mr. Paik’ten aldığı tebrik mesajını iletir ve pandayı verir. Hastaneden ayrılırken bir hemşire ona neden erken ayrıldığını sorar, Jin de bebeğin kendisinin olmadığını söyler; henüz Sun’la iki aylık evlidir ve bebekle ilgili henüz bir gelişme yoktur, buradan bu sahnelerin flashback olduğunu anlarız.

Flashforward’da Sun hazırlanır. Kapı çalar ve gelen Hurley’dir. İkisi sevinçle birbirlerine sarılırlar. Hurley daha başka gelen olup olmadığını sorar, Sun olmadığını söyleyince Hurley mutlu olur. İkisi bebekle ilgilenirler ve Hurley, artık o’na gitmeleri gerektiğini söyler.

İkisi bir mezarlığa gelirler, bu mezarlıkta Jin’in mezarı bulunmaktadır. Sun bebeği ve Hurley’le birlikte mezar taşının önüne gelir ve ağlayarak, bebeğe Jin’in sevdiği Ji Yeon adını koyduğunu, ayrıca onu çok özlediğini söyler. Mezar taşındaki ölüm tarihinin 22 Eylül 2004 olması için şaşkınlık yaratır.
Etiketler: Özet, ji-yeon, LOST, lost-4.-sezon, lost-4.-sezon-7.-bölüm, lost-4x07-ji-yeon, lost-4x07-ji-yeon-bölüm-özeti, lost-s04e07, lost-sezon-4, recap, sun-odaklı
« Önceki yazı | 03.03.2007 - 09.03.2007 Haftası Reytingleri
“LOST” 4×07′nin Şaşırtıcı Sahneleri | Sonraki yazı »
Yorumlar
Yorum yaz
Yorum yazabilmek için sitemize üye olmanız, eğer üyeyseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir. Sitemize üyelik ücretsizdir.






Kid_A
14 Mar 2008-22:18 |
Bu bölümün en sevdiğim yanları; hem flashback hem flashforward barındırarak tarihinde bir ilke imza atması, ayrıca bazı sorulara da güzel bir biçimde cevap vermesiydi, tabii cevaplara ne derece inanacağımız yine izleyici olarak bizlere kalmış bir durum.
Michael vakasıyla ilgili, onu zaten yazdan beri bildiğim için hiçbir şekilde beni şaşırtmadı. Keşke yapımcılar, Michael’ı oynayan Harrold Perrineau’yla anlaşma imzaladıklarını kamuoyuna duyurmasalardı daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Bir yabancı sitede yazmışlar zaten, “Dizide olan bitenleri artık diziye katılan oyunculardan ve dizinin başlangıcında yazan kredi sahnesinde aktör isimlerinden çıkartabilir hale geldik” diye, doğru da demişler.
calculus
15 Mar 2008-22:32 |
Bence bu bolum gercekten takdiri hak ediyor.klasik dizi senaryosuna bircok supriz eklemis bu bolumde.Lost serisinde yerini ayırmak lazım.Zaten boyle iddaalı bir bolum olacagını daha onceden tahmin ediyorduk.