Yine “LOST“tan -diğer bölümlerinde olduğu gibi- ince ayrıntılar serpiştirilmiş yeni bir bölüm daha izledik. Ayrıntılar daha çok kurtma ekibinde olan karakterlerden geldi. Fakat, 4×02 Confirmed Dead gerçekten de ilginç sahnelere sahipti. (Güncellendi)

Bunlarından birincisi, kurtarma ekibinden olan ve aynı zaman bir fizikçi olan Daniel Faraday‘in flashback’iydi. Bu sahnede, Daniel tedirgin bir şekilde 22 Eylül 2004 tarihinde Oceanic-815′in düşüşünün haberini izliyordu. Fakat, bu sahnede kendisi yalnız değildi. Arka planda eşi/arkadaşı olabilecek bir kadının sesini duyduk ama yüzünü görme fırsatımız olmadı. Büyük ihtimalle, izleyicilerden saklanan bu karakterin adada olan LOSTzedeler ile bir bağlantısı olabilir.

İkinci olarak, Miles Straume da Oceanic-815′in düştüğünden radyo ile haberdar oluyor. Ayrıca şunu öğrendik ki adada sadece lakap takan Sawyer değilmiş. Miles’ın da Sawyer gibi lakap takma özelliği varmış. Örnek vermek gerekirse; Jack’e silah çekme sahnesinde ona “Yakışıklı” demesi. Sawyer ile benzerliği sadece bu noktada bitmiyor. Miles da Sawyer gibi yufka yürekli düzenbaz birisi. İçeride bulduğunu bir demet paradan az olsa evin hanımına vermesini biliyor. Buna ek olarak Miles içeri girdiğinde yan tarafta duvar duran fotoğraflara bakıyor, ilk geldiğinde orada şöyle bir fotoğraf var:

Evden çıkarken aynı yere baktığında ise şöyle bir fotoğrafla karşılaşıyor:

Ayrıca, sanırım, meşhur sayılarımız yine popüler olmaya başlıyor gibi:

Resime göre kapının sol tarafında Amerikan futbolu posterinin köşesinden, 15 sayısı bize göz kırpıyor. :)

Sayılar demişken biraz daha örneklendirme yapalım:

Malum sayılarımız, 8 ve 42 hemen helikopterin kuyruk kısmına doğru model numarası olarak sıralanmış bile… :)

Üçüncü olarak ise ekibin tek kadın üyesi Charlotte Lewis‘i ele alalım. Onun da ada ile tanışması Tunus’da yapılan bir kazıda kutup ayısı iskeletinin bulunmasıyla başlıyor. Bunu duyan Charlotte ise soluğu kazı alanında alıyor. Ve hemen iskeletin bulunduğu yere gidip yanında ufak bir kazı yaptıktan sonra Hydra Hatch (Su İstasyonu)’ine ait bir tasma buluyor. (Ne tesadüftür ki…)

Ekibin son elemanı aynı zamanda helikopterin pilotu olan Frank Lapidus’un da ilginç bir hikayesi var. Uçağın düşüşünü kendi akvaryumunda test eden Frank, uçağın deniz tabanında ters olarak duracağını anlıyor halbuki haberlerdeki görüntülerde uçak kalıntısının deniz tabanında düz bir şekilde durduğu görülüyor.

Daha da ötesi, yukarıdaki resimde televizyonun sol üst köşesinde duran helikopter maketi de Frank’in daha önceden helikopterin pilotunun olacağının işareti gibi bir şey. Oceanic-815′in kalıtınların bulunduğu haberini televizyon takip eden Frank, uçağın pilotunu hemen teşhis ederek onun uçağın gerçek pilotu olmadığını anlıyor ve haber kanalına telefon açarak bulunan kişinin o olmadığını söylüyor. Fakat, bunu nasıl biliyorsunuz sorusuna verdiği cevap ise bizleri oldukça şaşırtıyor. Aslında, 815′in asıl pilotu Frank’miş fakat sanırım kendisi birtakım sebeplerden dolayı son anda uçuştan çıkırılmış gibi, bunu öğreniyoruz.

Bir de şunu unutmamak lazım, yukarıdaki resimde gözüken yer ismi “Eleuthera, The Bahamas”taki Eleuthera ismi Yunanca’da “Eleutheria” kelimesinden geliyor. Bu kelimenin anlamı ise “özgürlük” demek. Buradaki anlamı ise; genelde bazen insanlar bir takım sorunlarından uzaklaşmak için toplumdan bağlarını koparıp kendi içlerine kapanarak kendilerini özgürleştirmek isterler. Bu bazen, duyulan pişmanlıktan(Frank), yapılan yanlışlıklardan(Ben) ve hayattan umduğunu bulamayanlar(Locke) için geçerli olabilir.

Şimdi gelelim, fotoğraflarımıza… Bildiğiniz üzere, adaya ilk gelen Naomi’nin elinde Desmond ile Penny’nin fotoğrafı vardı. Son sahnelere doğru gördük ki Miles’ın yanında bir fotoğraf vardı. Bu fotoğraf ise Ben’e aitti. Şimdi, bu durumda sanki adaya gelen kurturma ekibi bazı kişileri daha önceden belirlemiş havası yaratıldı gibi. Tahminen, Daniel’da Jack ve Kate’in, Charlotte’ta ise Locke yada Saywer’ın resimleri olabilir. Tabii, bu dediklerim sadece bir varsayımdan ibaret.

Diğer estantane sahneler ise Locke-Sawyer ve Locke-Sawyer konuşmaları oldu. Öncelikle, herkes tarafından merakla beklenen sorular bu bölümde Locke ve Sawyer tarafından en sonunda soruldu. Ormanda Jacob’ın klübesine yapılan yolculukta Sawyer, emirleri kimden alıyorsun gibi bir soru soruyor. Locke’un buna karşıklık cevabı Walt’tan alıyorum, oluyor. Sawyer burada heyecanına yenik düşerek Walt’u mu gördün diyor. Locke’un buna cevabı ise evet ve baya uzun boyluydu oluyor. Diğer bir sahne ise Locke-Ben arasında geçiyor. Belki de hepimiz kara dumanın ne olduğunu gerçekten çok fazla merak ediyoruz. Senaristler sesimizi duymuşlar ki bu bölümde bu soruyu Locke’a sordurdular en sonunda. Fakat, yine cevapsız soru olarak geçiştirildi.

Bu arada unutmadan söylemek lazım; Desmond’ın bu bölümlerde olmaması ve Charlie’nin ölümünün duyulmasından sonra Hurley’den başkasının fazla üzülmemesi, hatta Claire’in tam olarak ağlamaması bile önceki bölümün akılda kalıcı sahnelerinden bazılarıydı.