“Heroes” - 2×04 - The Kindness of Strangers

Bazı kahramanlarımızı hiç görmemiş olsak da, yeni bir kahraman tanıdığımız ve özellikle Parkman cephesinde gelişen önemli olaylara tanık oduğumuz “Kindness of Strangers” 2. sezonun şimdiye kadarki en güzel bölümüydü herhalde. Yazının devamında bölümün geniş özetini bulabilirsiniz.

New York’a ulaşma derdindeki kardeşler Maya ve Alejandro, yola birlikte devam ettikleri Derek ile Meksika’nın tozlu topraklı yollarını aşmaktadırlar. Fakat yolda ilerlerken beklenmedik bir durumla karşılaşırlar. Yol üzerinde yatan, üstü başı perişan bir adam önlerine çıkar. Bu adam Sylar’dır. Oraya nasıl geldiğini bilmediğimiz Sylar, Maya ve Alejandro’ya, soyulduğunu, üç gündür yolda olduğunu ve kendisinin de New York’a gitmek istediğini söyler. Kardeşler, Sylar’ı da yanlarına alır. Maya, Sylar’a kendilerinin de New York’a gidip Dr. Suresh ile görüşmek istediklerini söyler. Bunun üzerine Sylar onlara yardım edebileceğini, Dr. Suresh’i yakından tanıdığını söyler. Alejandro içten içe şüphelense de Maya, Sylar’a güvenmek gibi büyük bir gaflet içindedir.

Çok geçmeden de Sylar’ın gerçek niyeti ortaya çıkar. Mola verdikleri bir yerde bir gazete alan Derek gazetede Maya ve Alejandro’nun aranıyor olduklarını görür ve Sylar’a onları ekip yola birlikte devam etmeyi önerir. Ancak Sylar işin kokusunu almıştır. Amacı, Maya ve Alejandro’nun sahip olduğu ancak kendisinin henüz öğrenemediği güçleri çalmaktır. Derek’i oracıkta öldürür ve arabaya (araba, Claire’in çalınan arabası bu arada) döner. Elindeki gazeteyi Maya ve Alejandro’ya gösterir. Maya durumlarını anlatır, Dr. Suresh ile görüşmelerinin önemli olduğunu söyler ve bu sırada kontrolden çıkmaya başlayan gücü gözlerinin kararmasına, Sylar’ın rahatsızlanmasına neden olur. Ancak Alejandro hemen müdahale eder ve olay orada sonlanır. Artık Sylar, Maya ve Alejandro’nun gücünü bilmektedir. Üçlü, New York’a doğru yola koyulur.

Micah, babaannesi ve kuzenleriyle birlikte kalmaktadır. Aileinin sorumluluğu büyük kuzeni Monica’nın üzerindedir. Anne ve babasını Katrina kasırgasında kaybetmiş olan Monica, eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmıştır ve bir hamburgercide çalışmaktadır. Micah’dan biraz büyük bir de erkek kardeşi vardır.

İçinde bulunduğu durumu kabullenmek istemeyen Monica, hayatta yapabileceği daha önemli şeyler olduğuna inanmaktadır. Çalıştığı yerin açtığı idarecilik testlerine de girer fakat başarı sağlayamaz. Kaderinde yazılı başka bir şey olduğuna emindir. Ve bölüm ilerledikçe görürüz ki Monica’nın da özel bir gücü vardır. TV’de gördüğü her şeyi zihnine alabilmekte ve aynı şekilde gerçekleştirebilmektedir. (Ör: Gül şeklinde domates kesmek, Amerikan güreşlerindeki gibi tekme atmak vs.)

Claire cephesinde ise işler biraz karışık bir hal almıştır. Babası, ailenin durumunu tehlikeye atabileceği için Claire’in bir erkekle görüşmesini istememektedir. Claire de babasına zaten kimseyle görüşmediği yalanını söyler. Sonrasında durumu West’e anlatır ve artık görüşmemeleri gerektiğini söyler. Ancak West ondan son bir şans ister. Ondan sonra dilediğini yapmakta, görüşmeyi kesmekte özgür olduğunu söyler. Claire’de bunu kabul eder. Akşamında West ile buluşacak olan Claire evden çıkmak için kütüphaneye gidiyorum (Mükremin Çıtır’ın kulakları çınlasın) yalanını uydurur. Babası durumdan şüphelenir ancak Claire’in ne işler çevirdiğini anlayamaz. Claire ile West uçarak Los Angelas’a gider ve efsanevi “HOLLYWOOD” yazısının üstünde Claire’in yapabildiklerinin öğrenilmesinden duyduğu korku hakkında konuşur.

L.A. manzaralı bir air kiss sonrasında geceyi bitirmeye karar verirler ve eve dönerler. Babası evde Claire’i beklemektedir. Nerede olduğunu sorar. Claire durumu açık edemeyeceğini bildiği için olayı tamamen başka bir noktaya çeker ve babasının üzerinde hassasiyetle durmasına rağmen dayanamayıp amigoluk için başvurduğunu söyler. Babası istemeyerek de olsa kızını mutlu eden tek şeyin bu olduğunu düşünerek ona izin verir. Konuşmanın ardından Haitli belirir ve Noah’a Odessa, Ukrayna’ya gitmeleri gerektiğini söyler.
Ve bölümün kilit ismi Parkman. Parkman ve ortağı hastanede Angela Petrelli’yi sorgulamaktadır. Angela, yapmadığı halde, Kaito Nakamura’yı kendisinin öldürdüğünü itiraf eder ve aklından geçenleri telekinetik olarak Parkman’a ileterek bunun bu şekilde kayıtlara geçmesini ister, aksi takdirde olayın büyüyeceğini ve durumlarının daha da riskli bir hale geleceğini söyler. Parkman da anlayış gösterir ve olayın üstüne gitmez.

Hastanede annesi ile birlikte olan Nathan, Parkman ile içinde bulundukları durum hakkında konuşur. Parkman, Molly’nin gördüğü kabuslardan, çizdiği sembolden bahseder (ki Molly’nin gördüğü kabuslar iyice artmıştır. Küçük kız her gece çığlıklar içinde uyanmaktadır.) ve Kaito Nakamura’nın öldüğü yerde bulunan ve üzerinde sembol olan parçalanmış resimleri Nathan’a gösterir. Nathan, sembolü bildiğini ve parçalanmış resmin bütün halinin kendisinde olduğunu söyler. Parkman’a yardım etmeyi kabul eder.
Nathan ve Parkman, Nathan’ın evine giderler. Nathan fotoğrafları karıştırmaya başlar ve annesi, babası, Kaito Nakamura, Charles Deveaux, Linderman, Mohinder’in birlikte çalıştığı adamın (Bob) ve bunların haricinde birkaç kişinin daha içinde bulunduğu fotoğrafı bulur ve Parkman’a gösterir. Parkman fotoğrafa bakar ve bir kişiyi daha tanıdığını söyler. Resimdekilerden biri kendi babasıdır!

Parkman fotoğrafı alıp eve döner. Amacı, Molly’ye fotoğrafı gösterip, kendisini 13 yaşındayken terk edip giden ve gelişen olaylarla bir şekilde bağlantılı olduğunu düşündüğü babasını bulmasını sağlamaktır. Molly resme bakar bakmaz bağırmaya başlar ve bunu yapmak istemediğini söyler. Nedenini sorduklarında ise aldıkları cevap şok edici olur. Yerini bulmasını istedikleri resimdeki kişi yani Parkman’ın babası, Molly’nin kabuslarındaki kişidir!

Ancak Parkman bu konuda ısrarlıdır. Babasının nerede olduğunu bulmak istemektedir. Mohinder ise buna karşı çıkmaktadır. Molly’yi böyle bir şeye zorlamak istememektedir. Fotoğrafa bakar ve beraber çalıştığı adamı göstererek Parman’ı onunla buluşturacağını söyler. Ancak bu Parkman için yeterli olmaz. O sırada olan bitene kulak misafiri olan Molly elinde haritayla gelir ve babasının yerini bulmak için Parkman’a yardım edeceğini söyler. Moly konsantre olur ve Philadelphia’da bir apartman dairesinin 3. katındaki 9 numaralı daireyi işaret eder.

Ancak Molly konsantrasyon esnasında adamın da kendisini gördüğünü söyler ve bağırmaya başlar. Hemen ardından da şoka girer. Parkman ve Mohider ona yardım etmeye çalışır ama Molly bir türlü gözlerini açmaz. O anda Parkman Molly’nin zihninden yükselen feryadı duyar. Molly, “Yardım et, Matt!” diye bağırmaktadır!

“Heroes” - 2×05 - Fight or Flight Promosu
Link: www.youtube.com
Etiketler: 204, 2x04, Özet, bölüm-özeti, Heroes, heroes-2.-sezon, heroes-sezon-2, heroes.s02e04, kindness-of-strangers, recap
« Önceki yazı | CSI: Crime Scene Investigation: Hard Evidence
“Heroes” 2. Sezon 11 Kasım’da CNBC-e’de Başlıyor! | Sonraki yazı »
Yorumlar
Yorum yaz
Yorum yazabilmek için sitemize üye olmanız, eğer üyeyseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir. Sitemize üyelik ücretsizdir.




afganaf
16 Eki 2007-17:53 |
Nihayet bir şeyler olmaya başladı. Peter ve Hiro’yu görmemiş olsak da bana göre bu bölüm içinde pek hissedilmedi. Parkman’la alakalı olarak öğrendiklerimiz gerçekten çok iyiydi. Resim de oldukça dikkat çekici. O resimden daha çok ekmek çıkar. :)
Syodej
16 Eki 2007-18:54 |
dizi bu bölümde gerçektende toparlanma gösterdi. Afganaf’ın yorumununu okuyana kadar Hiro ile Peterın gözükmediğini farketmedim. Bu bölümün köyü yanı Micah’ın kuzenini çok fazla göstermesiydi sıkıcıydı oralar ve birazda Clarie’nin aşk yaşantısı.
Asıl kötü adamın Mat’ın babsı çıkmasıçok süper oldu. Bide ben o adamı biraz daha genç bekliyordum
vbalikci
17 Eki 2007-21:46 |
Yine yavaş bir bölümdü, umarm bu yavaşlıkları “hızlı” bölümler için hazırlıkları olur…
dr_cox
18 Eki 2007-17:57 |
Bence yeni karakterlerin eklenmesi hikayeyi biraz toparlaması güç hale getirebilir. Tabiki yapımcıların seyircilerden gereken reaksiyonu alamadıkları oyuncuları ortadan kaldırmaları 10 sn lik bir sekansa bakar ama bence sylerin tüm güçlerini neden kaybettiği yeterince merak uyandırırken latin amerikalı ikili ile kombine etmek pekte akıllıca değil. Neyse bende aynı temennileri paylaşıyorum dizi hızlanmak için güç topluyordur umarım..
pillibebek
18 Eki 2007-22:57 |
Doğrusu 2.sezonda şu ana kadar izlediğimiz en iyi bölümdü bence.3. sezon sonundan beri merak ettiğim Molly’nin gördüğü kişinin kim olduğuydu ve nihayet açıklanması iyi oldu.Sürekli gözüme batan şey ise tüm efektlerin gayet inandırıcı olması yanında şu uçma sahneleri pek bi yapmacık duruyor.Sanki “iplere bağlı olarak burada duruyoruz” diye bir haykırış seziyorum o sahnelerde:)Bir de şu oda numaralarında,kapı nolarında,vs. 9 klişesi artık kullanılmasa daha bir iyi olur sanki…
ggecim
19 Eki 2007-05:36 |
@pillibebek
ben de bir tek ben mi düşünüyorum bu uçma sahnelerinin iğreti durduğunu diyordum…haklısın çok fazlaca batıyor.