Gossip Girl (2007-?)

Ceicily von Ziegesar‘ın Gossip Girl kitap serisinden esinlenerek yapılan Gossip Girl dizisi, New York, Manhattan’da yaşayan Serena, Blair, Dan, Nate, Chuck ve Jenny adlı 6 gencin maceralarını anlatır. The CW kanalında yayınlanan dizinin yapımcısı, “The O.C.”nin yazarlığını ve yapımcılığını yapan isim olarak tanıdığımız Josh Schwartz‘dır. Ancak tek ortak yönleri bu değildir. Dizideki karakterler ve olaylar GG izleyicilerine zaman zaman The O.C.’yi anımsatmaktadır.
Dizideki olaylar bizlere Gossip Girl, yani Veronica Mars’tan tanıdığımız Kristen Bell tarafından, anlatılır. Dizi, Kristen Bell’in ”Who am I? xoxo Gossip Girl” sözleriyle başlar. Gossip Girl, Manhattan’da yaşayan bu 6 gencin hayatlarındaki olayları internette blog halinde yayınlar. Hatta bazen bu 6 genç, çevresindeki olayları Gossip Girl’ün blogundan öğrenir.

Dizi, Serena Van Der Woodsen’ın Manhattan’a geri dönmesiyle başlar. Serena, zengin bir ailenin kızıdır. Annesi Lily ve erkek kardeşi Eric ile yaşamaktadır. Güzel olmasının yanı sıra zekidir. Sıcakkanlılığı ile insanların sevgisini kolayca kazanmıştır. Serena’nın en iyi arkadaşı Blair Waldrof’dur. Modacı annesi Elenaor ile yaşamaktadır. Babası annesini ve onu 1 yıl önce terk etmiştir. Blair babasının eksikliğini sık sık hisseder. Aynı zamanda Blair, annesinin kendisini yeterince sevmediğini düşünmektedir. Ve, Serena’nın geri döndüğünü Gossip Girl aracılığı ile öğrenir ve endişeye kapılır. Çünkü erkek arkadaşı Nate’in, Serena’ya ilgi duyduğunun farkındadır. Serena’nın Manhattan’dan ayrılma sebebinin altında, Nate ile birlikte olduktan sonra kendini suçlu hissetmesi vardır. Blair’ın bunu öğrenmesi fazla uzun sürmez. Arkadaşının kendisine ihanet ettiğini düşünür. Fakat, 2 yıldır birlikte olduğu Nate’i affetmekte zorluk çekmez. Böylece Serena ve Blair arasında bir çekişme başlar.

Öte yandan, zeki ve kültürlü biri olan Dan Humphrey, eski bir rock yıldızı Rufus ve ressam Alison’ın oğludur. Jenny adında bir kız kardeşi vardır. Okuldaki yaşıtlarının aksine, eğlenceye pek düşkün değildir. Serena ile tanışması ile hayatı değişikliğe uğrar. Onun için partilere gitmeye, davetlere katılmaya başlar. Fakat kendi kişiliğini yitirmemiştir. Serena’ya uzun zamandır ilgi duymaktadır. Ancak maddi durumunun diğerlerine göre iyi olmamasından dolayı pek çevresi yoktur ve Serena tarafından farkedilmemiştir. Jenny, Dan’in 14 yaşındaki kız kardeşidir. Lisedeki ilk senesinde, Dan’in Serena ile tanışmasından sonra onun için de renkli bir hayat başlamıştır. Blair’ın arkadaş grubuna katılmaya çalışır fakat o da Dan gibi okulda pek farkedilmeyen tiplerdendir. Diğer yandan, Dan sonunda Serena ile tanışır. Serena’nın annesi Lily ile, Dan’in babası Rufus’un, kendileri ve Alison dışında kimsenin bilmediği bir geçmişleri vardır. Lily, Dan ile tanıştıktan sonra ona önyargılı bir şekilde yaklaşır. Serena ile Dan zamanla yakınlaşmaya başlarlar. Serena’nın artık Nate’e ilgi duymadığını anlayan Blair, onu affeder. Ve bu iki genç kız eski günlerine geri dönerler. Dan, bir parti kızı olan ve zaman zaman insanlara çok alaycı davranan Blair’dan pek hoşlanmaz. Bu hisleri karşılıksız değildir. Blair da Dan’i küçük görür ve Serena ile olan ilişkilerine anlam veremez. Serena ve ailesinin kaldığı otelin sahibinin oğlu Chuck, eğlenceye düşkün biridir. Zengin bir babanın oğlu, Nate’in yakın arkadaşıdır. İstediği herşeyi elde edebileceğini düşünmektedir. Bir partide Jenny ile tanışır ve ona yakınlaşmak ister. Jenny ona karşı koyar. Sonuç olarak Chuck, Dan’in yumruklarına maruz kalır. Serena’nın rehabilitasyondaki erkek kardeşi Eric, bir an önce evine dönmek ister. Lily ise bunun için daha zamanının olduğunu düşünür. Eric, Jenny ile tanışır ve arkadaş olurlar. Eric, ablasının desteği ile sonunda evine döner. Nate’in babası, Nate’den şirketinin geleceği için Blair ile olan birlikteliğini ileri boyuta taşımasını istemektedir. Nate ise Blair’dan soğumaktadır. Ve bir süre sonra ayrılırlar. Blair’a göre ise hala daha bir umut vardır. Ancak, Nate’in Blair’in doğum gününe gelmemesi bardağı taşıran son damla olmuştur. Blair, Chuck ile birlikte olur. Chuck ise ilk kez birine kalbini kaptırmıştır…

Gossip Girl’ün her bölümünde mutlaka bir olay olmaktadır. Partiler de dizinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Bu 6 gencin renkli yaşamını anlatan dizide olaylar izleyiciyi sıkmadan anlatılır. Her gençlik dizisinde olduğu gibi; aşk, arkadaşlık ve eğlence ön plandadır. Josh Schwartz’ın yapımın yanı sıra müziğini de yaptığı dizide çalan şarkılar, pop ve R&B ağırlıktadır. Eğer, özellikle The O.C.’yi özlüyorsanız, bu diziyi izleyerek biraz olsun teselli bulabilirsiniz.
Yayıncı Kanal: CW
Tür: Drama, Romantik - Komedi
Süre: 60 dk.
Kadro:
Blake Lively - Serena Van Der Woodsen
Leighton Meester - Blair Waldrof
Penn Badgley - Dan Humphrey
Chace Crawford - Nate Archibald
Ed Westwick - Chuck Bass
Taylor Momsen - Jenny Humphrey
Amerika: 1. sezonu bitti.
Resmi Sitesi: http://www.cwtv.com/shows/gossip-girl
Türk Fan Sitesi: http://www.gossipgirlfans.org/site/
Etiketler: blair-waldrof, blake-lively, chace-crawford, chuck-bass, cw, dan-humphrey, dizi-inceleme, drama, ed-westwick, Gossip Girl, jenny-humphrey, kristen-bell, leighton-meester, nate-archibald, penn-badgley, romatik-komedi, serena-van-der-woodsen, taylor-momsen, The CW
Kategori: Gossip Girl, İnceleme
« Önceki yazı | “LOST” - The Beginning of the End - Promo
“Jericho” 2. Sezonun İlk 3 Bölümü Net’e Sızdı | Sonraki yazı »
Yorumlar
Yorum yaz
Yorum yazabilmek için sitemize üye olmanız, eğer üyeyseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir. Sitemize üyelik ücretsizdir.




ByRoN
13 Oca 2008-20:56 |
Aslında merak ettiğim bir dizi. :)
Zamanı geldiğinde izleyeceğim. :D
melodha
02 Şub 2008-21:35 |
Kitabını okuyanlar için süper..Cunku kitaplar bi efsane=)..karakterler cok cok iyi anlatılıo..diziye gelince pilot bolumden sonra kendi hikayesiyle devam etti..yni son bolumlerin kitabıyla alakası yok ama yinede güzel..bn severek izliyorum..tavsiye ederim..ama kitap serisini daha fazla=)
Challenger
26 Eyl 2008-19:32 |
The O.C nin yaratıcıları tarafından çekilmiş olmasıyla beni içine çeken gayet başarılı ve sürükleyici bir hikayeye sahip olan bir dizi olduğunu düşünüyorum.
Burjuva yaşam biçimlerini sevmeyen insanlar için biraz itici gelsede dizi yinede konu ve işleniş açısından ekrana hapsediyor.
sinem_007
30 Eyl 2008-00:34 |
mütşh bizi herkes izlesin ben daha ilk bölümünden müptelası oldum:)
hhr3490
05 Eki 2008-18:30 |
arkadaşlar dizide 3. bölümde filan serenanın telefonunu atarken o sıralar çalan bi müzik vardı bilen varmı adını aslında tanıdık gelio bilmem gerekio ama danışıyım dedim
lotus
08 Eki 2008-15:39 |
Hımm demek The O.C. nin yaratıcıları tarafından çekilmiş, ben de diyorum neden beğenmedim bu diziyi.
Gossip Girl’ü sevmedim, The O.C. de sevmezdim zaten…
Fakir ama gururlu gencin, zengin züppeler arasındaki acıklı hikayesi bla bla bla… Senaristin, bundan başka bildiği ve yazabildiği bir konu yok sanırım.
Bu dizideki tek üzüldüğüm nokta; Serena’nın annesini oynayan ve çocukluğumun idollerinden olan bayanın (Hayat Ağacı’ndaki Sam) bu dizide olması; onu bu diziye düşüren hayat utansın. :P:P
Challenger
10 Eki 2008-04:37 |
hhr3490 ye itafen.
2. bölümün sonu o dediğin
Aradığın parçada bu
The Bravery - Believe
İyi seyirler
lotus
10 Eki 2008-11:53 |
Challenger’ın yorumundan alıntı; “Burjuva yaşam biçimlerini sevmeyen insanlar için biraz itici gelse de…”
Ben, sanırım bu yüzden sevmiyorum bu diziyi; burjuvaziyi sevmediğimden dolayı. Yoksa The O.C. gibi bunun da fan üstü fanları olacağı, hatta adına özel sitelerinin açılacağı vs. şimdiden belli.
Burda bile; uzun süredir devam eden ya da kısa süre olsa bile kendini kanıtlamış bazı dizilerin (Örn: Mad Men, Weeds vb.) sayfaları yokken; Gossip Girl’ün başlar başlamaz sayfası olması bile, dizinin ne kadar sevileceğinin bir göstergesidir, diye düşünüyorum ve ben de iyi seyirler diliyorum. :)
hhr3490
11 Eki 2008-17:31 |
“Challenger ”
Teşekkür ederim ‘Yalnız ben onu 3. bölümün sonu die hatırlıyorum;)
Challenger
20 Eki 2008-06:51 |
Lotusun yorumundan alıntı “kendini kanıtlamış bazı dizilerin (Örn: Mad Men, Weeds vb.) sayfaları yokken;”
Haklısın Emmy ödüllerini toplamış bir dizi yer almalı ve hatta weeds de yer almalı. Ama dizi izleyenlerinin bir tarzı olduğuda aşikar. Heroes fan’ı Gossip Girl’ün kapısından bile kolay kolay geçmez. How I Met Your Mother fanları (tarz olarak ) Mad Men’e yaklaşmazlar. Her dizinin kendi alıcısı olduğundan dolayı Gossip Girl ü yargılamamak lazım. Ben Gossip Girl de Konunun haricinde Çekilen mekanlar, Kostum (Kıyafet desek Daha doğru) seçimine, ışık düzenine bayılırım. Konuların akıcılığı ve ve merak uyandıran sonlarıyla bir başyapıt olmasada ilgiyle izlenebileceğini düşünüyorum.
Çok fazla dizi izledim ama hepsinin yeri farklı. The O.C yorulmadan izlenen keyiflik bir dizi. Bence Gossip Girl de bir üst basamağa taşımışlar.