Gilmore Girls (2000-2007)

Konuşkan bir kız ve annesi etrafında hayali bir kasabada dönen olaylar, aşklar, kasaba etkinlikleri ve üç kuşak Gilmore Kadınları.. Kızına evli olmadan ve 16 yaşında hamile kalıp, evinden ayrılan ve kızını yalnız büyütmek zorunda kalan Lorelai Gilmore (Lauren Graham) kızına da (Alexis Bledel) aynı ismi verir. Anne-kız Stars Hollow kasabasında bir otelin işletmesini yaparak geçinmektedir. Kaçık kasaba sakinleri, Lorelai’ın her şeyden çok önem verdiği ve en yakın dostu olan kızı ile ilişkisi , onu kendi yaptığı hataları yapmaması için özenle yetiştirme çabası ve her ikisinin de kıvraklığıyla dikkat çeken zekaları dizinin üzerinde durduğu önemli noktalar.

Gilmore Girls’de herkesin dikkatini çeken ve beğenilen ayrıntılarsa; Lorelai’ın ve Rory’nin (kızına böyle seslenmektedir) hızlı, hazır cevap ve takibi zor konuşmaları, vazgeçilmez kahve alışkanlıkları, her bölümde muhakkak birkaç müzik grubuna ya da birkaç filme gönderme yapmaları, hiçbir yerde görülmemiş anne-kız yakınlığı, bitmez tükenmez Emily Gilmore (Kelly Bishop) otoritesi ve de Lorelai ve Rory’nin aşkları. Unutmamak lazım; kasaba toplantıları, zorunlu kasaba etkinlikleri, kasaba müzisyeni de dizinin kendine has renklerinden.
Kadroya gelince… Roseanne’nin de yazarlarından olan Amy Sherman Palladino imzalı dizinin kadrosu oldukça zengin. Rory’nin erkek arkadaşlarından Dean Forester’yi canlandıran Jared Padalecki, diğer bir erkek arkadaşı Jess Mariano’yu canlandran ve şimdilerde “Hereos“da Peter Petrelli rolündeki Milo Ventimiglia, Lorelai’ın babası Richard Gilmore rolünde Edward Herrmann, Rory’nin en iyi çekik gözlü arkadaşı Lane Kim’i canlandıran Keiko Agena, Lorelai’ın önceleri en yakın dostu sonradan ve en büyük aşkı Luke Danes rolünde Scott Patterson, Lorelai’ın en yakın arkadaşı ve becerikli ahçı Sookie St. James rolünde Melisa McCarty, kafa ütüleyen arkadaş Paris Geller rolünde –ki bunda çok başarılı- Liza Weil ve Fransız aksanlı Lorelai’ın yardımcısı Michel Gerard rolünde Yanic Truesdale.

Gilmore Girls, dizilerde sadece macera ve hareket aramayan, ilişkilere önem verenlerin beğeneceği, hatta bağlanacağı bir dizi. Böylesine samimi ve dostane bir anne kız ilişkisi görebilmek her zaman mümkün olmuyor. Gilmore, bundan keyif alabilecek kişilere hitap eden bir yapım.
Yayıncı Kanal: The CW
Tür: Drama
Süre: 60 dk.
Kadro:
Lauren Graham - Lorelai Gilmore
Alexis Bledel - Rory Gilmore
Scott Patterson - Luke Danes
Kelly Bishop - Emily Gilmore
Melissa McCarthy - Sookie St. James
Edward Herrmann - Richard Gilmore
Yanic Truesdale - Michel Gerard
Keiko Agena - Lane Kim
Sean Gunn - Kirk Gleason
Liza Weil - Paris Geller
Amerika: Dizi, 7. sezon sonunda yayın hayatına son verdi.
Türkiye: 7. sezon bölümleri her cuma saat 20:00′de CNBC-e’de.
Resmi Sitesi: http://www2.warnerbros.com/gilmoregirls/
Fan Sitesi: http://www.gilmoregirls.org/
Etiketler: alexis bledel, İnceleme, CNBC-e, drama, edward-herrmann, Gilmore Girls, kelly-bishop, lauren-graham, lorelai, melissa-mccarthy, rory, scott-patterson, Tanıtım, The CW
Kategori: Gilmore Girls, İnceleme
« Önceki yazı | J.J. Abrams’tan HBO için Medikal Drama!..
“24″ ve “Rome” un Yeni Sezonları Net’te! | Sonraki yazı »
Yorumlar
Yorum Sayfaları: « 1 [2] Tümünü Göster
Yorum yaz
Yorum yazabilmek için sitemize üye olmanız, eğer üyeyseniz üye girişi yapmanız gerekmektedir. Sitemize üyelik ücretsizdir.






evilselim
17 Eki 2007-17:32 |
luke ve lorelai ilişkisinin tüm çıkmazı bana göre iletişim sorunuydu.(zaten senaristler çogunlukla bunu kullanarak dizilerdeki sevdigimiz çiftlerin arasını bozup,uzun süre ayrı tutuyor ya da tamemen ayırıyorlar:)luke’u biliyorduk;keendisi duygularını dile getrimekte zorlanan(özellikle lorelai2a karşı) bir adam..onu çzüp konuşturmak,hislerini ortaya dökmek kolay diil di zaten..ama lorelai’de bu ilişkide nedense Luke’a ayak uydurdu ve o da ilişkilerindeki sorunların üzerine gitmektense (özellikle luke2un kızı ortaya cıktıktan sonra)onları içine attı gercekten bununla ilgili ne hissettgini luke’a tam olarak hiç belli etmedi..Luke’ ise Luke’lugunu yaparak(yaa luke luke diye arka arkaya yazmak sinir etti beni bu arada..kısaca luis armada alihandıro fernando desem olur mu:)neyse yazının sonu geldi gaaarri..idare etcez artık:)kızı ile olan ilişkisinde lorelai farkında olmadan dışladı ve aralarının acılması süreci başladı..ilginç olansa bana göre korelai’ın sanki önceki ilişkileri için biraz daha caba harcamış gibi gözükmesiydi bana..sizce de öylemi acaba?
daver bey
29 Eki 2007-18:34 |
Lorelai bence eskiden beri eski kocasına saplantılı bir şekilde aşıktı,onun hatalarını,kendisine yaptıklarını,ihanetini ve terkedişini bile unutabilecek kadar hem de.Ne kadar farklı farklı ilişkiler yaşasa da(ki buna Luke’la olan ilşkisi de dahil) aslında hep ex eşini bekliyor gibiydi bence,onlarla idare ediyordu ve hep eski kocasının ona tekrardan dönmesini bekliyordu sanki.Ve işte biraz düzelmiş gibi görünen eski eşi onunla ilgilenmeye başlayınca da zaten kendi sorunları ve kızına fazlasıyla kapılmış ve Lorelai ile son zamanlarda pek ilgilenememiş Luke’la ayrılmış oldular,haklarında hayırlısı olur inşallah diyorum:)
evilselim
29 Eki 2007-23:24 |
tabi tabi bu işler kısmet meselesi:)hem hayırlısı diilmiş demekki luke ile olan ilişkisi ki ayrılmıslar:)ama luke naapıcak şimdi o kaçık yüzme ögretmeni ile:)yazık diil mi ona?sevmek sevilmek onunda hakkı diilmi:)kirk’ün bile lulu’su varkene üstelik:)Lorelai’ın annesi kına yaksın şimdi:)hiç sevmezdi zaten luke’u..sana nooluyor be yaaa demenizden önceee ben kaçtım:)
daver bey
30 Eki 2007-17:54 |
Emily Gilmore hiç sevmedi Luke’u,aşağıladı,küçümsedi sürekli ve Luke;Lorelai’na olan sevgisinden dolayı tüm bu aşağılamala katlandı.Ama Emiliy de kızı Lorelai’n gibi ex eşi çok seviyordu,ona hiç laf kondurmuyordu.Aslında anneannesi ve annesinin, babasına zaafı olmasına rağmen,onlardan küçük olan Rory bu konuda çok daha olgun ve objektif davranmıştı.Kendilerini terkeden babasını epeyce affetmedi, annesini de çok uyardı ona karşı ve Luke’tan taraf oldu hep,annesini Luke’la birlikte olması için yıllarca teşvik etti.Ama işte ex eş öyle büyülemişti ki Lorelai ve Emily Gilmore’u,onlar hep babadan yana kullandılar oylarını.Lorelai, son derece zeki bir kadın olmasına karşın eski eşi konusundaki bu zaafı ve tutukluğu hayret verici bir durum tabi.Ama hayatta da karşılaşmıyor muyuz,bazen kadınlar kendilerine ne kadar sıkıntı ve eziyet çektirse de böyle belalı ve güvenilmez tiplere tutuluyor,takılıyor ve luke gibi adam gibi adamların kalbini kırabiliyorlar.
Tabi Rory de kendi seçiminde hatalı davrandı bence.Luke’un yeğeni Jess,tam ona göreydi aslında.O da annesinin kızı olduğunu belli edecek ya gitti zengin,züppe,çapkın birine tutuldu,yaktı kendini.(Jess te aşkına karşılık bulamayınca gitti Hero oldu:)Anne-kız,kalplerine saplantılarına söz geçiremediler herhalde,umarım herşey gönüllerince olur:)
evilselim
30 Eki 2007-21:52 |
her ne kadar kadınların bu ”kötü çocuk” takıntılarını anlamak mümkün diilse de tespitin son derece dogru Daver beyimiz..Nick name’e bayıldım bu arada:)O zaman da şunu anlıyoruz ki; kadınlar tarafından her zaman sözü edilen ve biz erkeklerden beklendigi anlatılan argümanların (sevgi,şefkat,saygı,güven ve anlayış v.b) iş pratige döküldügünde kendi hemcinslerinin çogu için gecerli olmadıgı…Aslında içten içe kendilerini kıskanan ve bunu belli eden(bazen aşırı ve sert bile olsa)otoriter,korumacı ve kollamacı,maço,ulaşılamazı oynayan sıradışı (bu terimin içini serseri ve aykırı diye doldurabilirsiniz maalesef)tipleri istiyor ve peşlerinden gidiyorlar..Onları da saplantı haline getirip hiçde hak etmedikleri yerlere koyuyor ve deger veriyorlar..ve hep istediklerini söyledikleri şeyleri onlara veren erkekleri ise belki farkında olmadan da olsa acımasızca kırıyor,ilişkileri için en ufak bir gayret bile göstermiyor ve sonunda onları bırakıp gidiyorlar..bazen bunu aynı erkege birden fazla yaptıkları da olmuştur:)Ama o da o erkegin salaklıgı diiimi:)Neyse yaramı belli edip,yeterince gocunduguma göre azıcık da diziden bahsediyim:)
Rorry’in Luke ile olan ilişkisindeki yaptıgı yanlışlar için annesini uyarırken;kendisinin de aslında O’nun için yanlış olan bir ilişkiye girmesi ”Terzi kendi sökügünü dikemez” ”Dışarıdan görünen ile içeriden görünen farklıdır” ”A be sokayım seni şalvarıma çıkarayım toz pembe” ”Apollo Soyuz,Biz neysek oyuz” ”Bahtsız bedeviyi çölde kutup ayısı öpermiş” :) gibi atasözlerinin ne kadar dogru oldugunu gösteriyor..Gerçi Rory de zamanında az ayran gönüllülük yapmadı:)Dean ile birlikteyken gönlünü kötü çocuk Jess’e kaptırdı(bakınız yukarıdaki uzun yakınma ve kızgın duygu seli:)..Sonra gene Dean’e yakınlaştı ve Dean’ın evliligini bitirdi:)sonra o zengin çocuk logan2la arası bozulur gibi olunca gene kendini Jess’e yakın hissetti,sonta gene logan’a döndü..üfff bu arada benim başım döndü:)Yani ona da yetişmek mümkün diil:)Gerçi Jess’i en son gördügümüzde gayet iyi durumdaydı o eski halinden cok uzakta,kendini toparlamış görünüyordu..Bu haliyle Rory için iyi bir seçenek olurdu belki ama Rory bu ne yapacagı belli olmaz:)Bugün var yarın yok:)Neyse Daver beyimiz,sizin temennilerinize katılıyor ve hayırlısı olsun diyorum ikisi için:)
daver bey
31 Eki 2007-12:02 |
Teşekkür ederim evilselim :)
lotus
04 Ağu 2008-16:30 |
Sıcacık, çok güzel bir diziydi, sanırım bitti.
Umarım e2, dublajlı bir şekilde gösterir tekrar izlerim, çünkü diyaloglar uzun ve derin içerikli ve hızlı akıyordu, alt yazılı takipte sürekli olarak kaçırdığım yerler oldu.